Linzessin fetal zarara yol açtığını veya anne sütüne geçerse bebekler için zararlı olacağını gösteren hiçbir insan verisi yoktur, ancak faydaları risklerden daha ağır basmadığı sürece kullanılmamalıdır. günün ilk öğünden en az 30 dakika önce aç karnına alınan 290 mcg'dir. CIC için önerilen günlük
İlacınanne sütüne az miktarda da olsa geçtiği kanıtlanmıştır. Bu sebepten dolayı emzirme döneminde dikkatle doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bu yazımda sizlere antimalaryalların (Plaquenil) Lupus ve RA tedavisindeki
Annesütüne en yakın süt keçi sütü mü inek sütü mü? En az kalorili tatlılar; Başarılı Web Sitesi Nasıl Oluşturulur? 2021-12-01T08:31:31+00-25T12:13:44+00002021-10-12T08:23:42+0000; Yeni nesil Anne Bebek Platformu – Güncel Haberler ve Bilgiler. 728 x 90.
Birçokantidepresan alkole bağlı MSS depresyonunu arttırır. Psödoefedrin anne sütüne az miktarda geçer, fakat bunun emzirilen bebeklerdeki etkisi bilinmemektedir. Sudafed’in emziren annelerde kullanımı, anneye beklenen yarar bebek için olası riskten fazla olmadıkça tavsiye edilmemektedir. Insomin Draje en az 2 hafta
Bazıkanser türlerinin (meme, kalın bağırsak gibi) görülme riskini azaltır. Bireyin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, depresyon riskini ve stresi azaltır. Bu amaçla yetişkinlerin en az 10 dakika olmak kaydıyla haftada 150 dakika, gençlerin ise her
8qF3. 1115 GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ - Keçilerin görüntüsü- Keçilerle oynayan çocuklar- Abant İzzet Baysal Üniversitesi AİBÜ Rektörü ve Gıda Mühendisi Prof. Dr. Hayri Coşkun ile röportaj Anne sütüne en yakını "keçi" sütü- AİBÜ Rektörü Prof. Dr. Coşkun - "Keçi sütü A vitamini bakımından zengindir. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ - Keçilerin görüntüsü- Keçilerle oynayan çocuklar- Abant İzzet Baysal Üniversitesi AİBÜ Rektörü ve Gıda Mühendisi Prof. Dr. Hayri Coşkun ile röportaj Anne sütüne en yakını "keçi" sütü- AİBÜ Rektörü Prof. Dr. Coşkun - "Keçi sütü A vitamini bakımından zengindir. Diğer bazı özellikleri bakımından da düşündüğünüz zaman hakikaten anne sütüne çok benzerlik gösterir. Bu açıdan da öncelikle alerjik, otistik ve sindirimi yavaş çocuklar için keçi sütü tavsiye edilir. Anne sütünden sonra hemen gelen süttür" Abant İzzet Baysal Üniversitesi AİBÜ Rektörü ve Gıda Mühendisi Prof. Dr. Hayri Coşkun, "Keçi sütü A vitamini bakımından zengindir. Diğer bazı özellikleri bakımından da düşündüğünüz zaman hakikaten anne sütüne çok benzerlik gösterir. Bu açıdan da öncelikle alerjik, otistik ve sindirimi yavaş çocuklar için keçi sütü tavsiye edilir. Anne sütünden sonra hemen gelen süttür" AA muhabirine yaptığı açıklamada, her türün sütünün öncelikle kendi yavrusu için olduğunu, yavruların annesinden yeteri kadar süt alınmazsa bu sefer en benzer ve yakın süte yöneldiklerini söyledi."Anne sütünün aslında başka sütlerle kıyas edilmesi mümkün değil" diyen Coşkun, "Anne sütünün yerine bir başka gıda maddesinin konması da mümkün değil. Bebekler annesinden doğar doğmaz belli bir yaşa kadar anne sütü almalı. Bu safhada anne sütünün yerini tutabilecek başka bir süt düşünmemek gerekir" sözlerine yer zaman zaman bebeklere anne sütü temin etmekte zorlanıldığını belirterek, "Bu noktada da anne sütüne en yakın süt arayışına girmek lazım. Tam bu noktada keçi sütünün bir takım temel bileşenleri itibariyle anne sütüne çok benzediğini ifade edebiliriz" şeklinde inek sütüne karşı alerjik reaksiyon gösterebildiğine dikkat çeken Coşkun, "Bu durum bazı çocuklarda olur. Bilhassa sağlıkla ilgili araştırma yapan kuruluşların birtakım istatistiksel anlamda kayıtlarında vardır. ABD'de yapılan çalışmalarda çocukların yüzde 7'sinin inek sütünde bulunan proteinlere karşı alerjik reaksiyon gösterdiği belirtilir. Bu oran ülkeden ülkeye de değişebilir ama bizim ülkemizde de benzer bir durum söz konusudur" diye "Alerji yapma olasılığı çok daha düşük"İnek sütünün proteinlerine alerji duyan çocuklar için keçi sütü önerildiğini vurgulayan Coşkun, "Çünkü keçi sütündeki proteinlerin çocuklarda alerji yapma olasılığı çok daha düşük. Dolayısıyla keçi sütünün böyle bir özelliği var. Keçi sütü, inek sütüne kıyaslandığında anne sütüne çok daha yakın ve alerji yapma olasılığı çok daha düşük. Hatta zaman zaman yok gibi. Bu temel ve önemli bir özellik. O açıdan keçi sütü tavsiye edilir. Anne sütünün az olduğu veya olmadığı zamanlarda keçi sütüyle bebeklerin bakılması, beslenmesi tavsiye edilir" ifadelerine yer sütünün sindirimi inek sütüne oranla daha kolay olduğunu savunan Coşkun, "Bağırsaklara ulaştığında keçi sütünün bileşenleri kolay karşılanır. Bağırsaklar artık bırakmaz. Bu da alerjik bir takım reaksiyonlar bakımından da büyük önem taşır" şeklinde sözlerini şöyle tamamladı "Bazen böyle sarı renkli süt ya da sarı renkli tereyağı kaliteli gibiymiş gibi durur ama aslında beyaz renkli tereyağı ya da sütler A vitamini bakımından çok değerlidir. Keçi sütü A vitamini bakımından zengindir. Diğer bazı özellikleri bakımından da düşündüğünüz zaman hakikaten anne sütüne çok benzerlik gösterir. Bu açıdan da öncelikle alerjik, otistik ve sindirimi yavaş çocuklar için keçi sütü tavsiye edilir. Anne sütünden sonra hemen gelen süttür." Kaynak AA Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Hayri Coşkun, Politika, Güncel, Son Dakika Son Dakika › Güncel › Anne Sütüne En Yakını 'Keçi' Sütü - Son Dakika Bu haber AA tarafından hazırlanmış olup habere tarafından hiçbir editöryal müdahalede bulunulmamıştır. AA tarafından hazırlanan bütün haberler sitemizde hazırlandığı şekliyle otomatik servis edilmektedir. Bu nedenle haberin hukuki muhatabı AA kurumudur. Son Dakika
Piyasada çeşitli isimlerle bulunmaktadır. Bu ilaçların hepsi fluoksetin maddesi ihtiva eden ilaçlardır. Farklı firmalar tarafından üretilmiş olmaları sebebiyle piyasa kutu isimleri farklıdır. Aşağıda özetlenen bilgiler tüm bu ilaçlar ve diğer fluoksetin etken maddeli ilaçlar için bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Tıbbi öneri değildir. İnternette kontrolsüz biçimde yayılan yanlış bilgilerden hastalarımızı koruyabilmek için daha sağlıklı bir hekim görüşü olarak derlenmiştir. Lütfen detay sorularınız ve daha kapsamlı bilgi için psikiyatristinize danışınız, burada veya internet üzerinde bulunan bilgilerle yetinmeyiniz ve kendi başınıza kesinlikle hareket etmeyiniz. Önemli Uyarılar Bir antidepresan olan fluoksetin ve eşdeğerleri, birçok ruhsal hastalığın tedavisinde kullanılır. Psikiyatride kullanılan en etkili, düşük yan etkiye sahip ilaçlardandır. Bağımlılık, kısırlık ya da kanser yapıcı herhangi bir özelliği yoktur. Bu ilaç intihar düşünceleri / girişimlerinin önlenmesi ve diğer hastalık belirtilerinin tedavisinde önemli faydalar sağlar. Ancak, çalışmalarda az sayıdaki kişide, özellikle 25 yaş altı gençlerde, antidepresan ilaç kullanırken kötüleşen depresyon, diğer ruhsal / duygudurum belirtileri veya intihar düşünceleri / girişimleri yaşanabileceği de gösterilmiştir. Bu nedenle, antidepresan ilaçların riskleri ve faydaları özellikle 25 yaşından küçük kişiler için hakkında doktor ile konuşmak çok önemlidir. Başkasına önerilmiş olan bir ilacı lütfen kullanmayınız. İlacın kullanımı esnasında alışılmadık davranış değişiklikleri, intihar düşüncesi ya da girişimi, hastalık belirtilerinde kötüleşme, çevreye düşmanca davranışlar, dürtüsel eylemler, şiddetli huzursuzluk, çok hızlı konuşma, uykusuzluk gelişirse derhal hekiminize haber veriniz. Özellikle antidepresan kullanmaya yeni başlanılan dönem ve ilaç dozunda artış yapıldıktan hemen sonraki dönem belirtilerin takibinde daha dikkatli olunuz. Fluoksetin Kullanımında Nelere Dikkat Edilmelidir? Epileptik nöbet, mide ve oniki parmak barsağı hastalıkları, iştahsızlık, diyabet, uygunsuz antidiüretik hormon salınımı, glokom, karaciğer hastalıkları, intihar düşünceleri, manik-depresif tablo, artmış kanama riski olanlar doktora danışmalıdır. Fluoksetin Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır? Bu etken maddeli preparatlar, depresyon, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozukluğu, adet öncesi gerginlik sendromunu tedavi etmek için kullanılır. Bu ilaç sizin duygudurumunuzu yükseltir, uyku, iştah, enerji düzeyinde artış sağlar ve günlük yaşam işlevlerini sürdürebilmenizde yardımcı olabilir. Korku, endişe, istenmeyen düşünce ve panik atakları azaltabilir. Ayrıca günlük yaşam içinde takıntı halinde yapmak zorunda kaldığınız, yıkama, sayma, kontrol etme gibi davranışları gerçekleştirmek için dürtüyü azaltabilir. Fluoksetin adet öncesi dönemde izlenen sinirlilik, iştah artışı ve depresyon gibi premenstrüel semptomları azaltabilir. Aşırı yeme ve kusma ile giden bulimia nevroza hastalığının kontrolünde faydalı olabilir. Travma sonrası stres hastalığı ve bazı uyku bozukluklarının katapleksi, narkolepsi tedavisinde faydalı olabilir. Fluoksetin nasıl kullanılır? Bu bilgiler genel bilgilendirme içindir, hekiminizin önerileri dışında hareket etmeyiniz. Kendinizde ilacın kullanımınının sakıncalı olduğu bir durum olduğunu düşünüyorsanız hemen heyecana kapılmayınız, psikiyatristinize danışınız. Mide oniki parmak barsak sorunları gibi birçok durumda da kontrollü kullanımı mümkün olabilir. Fluoksetin ve diğer fluoksetin türü ilaçlar sabahları, tek doz olarak kullanılır. Bir günde iki kez ilaç almak gerekiyorsa, bu genellikle sabah ve öğle saatlerinde yemekten sonra alınma şeklinde önerilir. Eğer adet öncesi sorunlar için bu antidepresanı alıyorsanız, doktorunuz sizi her ay iki hafta kullanma şeklinde yönlendirebilir. Bu tip uygulama varsa, kullanım zamanınızı unutmamak için takvim kullanınız. Bu ilacın sıvı halde kullanıyorsanız, özel bir ölçüm cihazı ya da kutudan çıkan orijinal ölçeği kullanmalısınız. Doğru dozu ayarlamak için başka ilaca ait ölçek ya da ev tipi kaşık kullanmayınız. Tedavi dozu sizin biyolojik yapınıza, sağlık durumunuza ve tedaviye yanıtınıza göre değişir. Yan etki riskini azaltmak için, doktorunuz düşük dozda bu ilacı başlayıp, dozu yavaş artırabilir. Mutlaka doktorunuzun talimatlarına uyun. Tedaviden en çok faydayı elde etmek için ilacı düzenli olarak ve her gün aynı saatlerde alın. Size iyi hissetseniz bile, bu ilaca kesmeden devam etmeniz önemlidir. Doktorunuza danışmadan bu ilacı almayı kesmeyin. İlaç aniden kesildiğinde bazı belirtiler daha kötü olabilir. İlacı keserken dozun kademeli olarak azaltılması gereklidir. Fluoksetin kullanırken 2-3 hafta sonra ilk gelişmeleri görebilirsiniz, ancak belirgin bir yarar görebilmek genellikle 4-6 hafta sürer. Durumunuzda düzelmek yerine, daha da kötüleşme olduğu takdirde doktorunuza bildiriniz. Almayı unutup bir dozu atladıysanız, hatırladığınız an alınız. Ancak bir sonraki dozun alınmasına yakın bir zamandaysanız, dozu atlayınız ve normal doz şemasına devam ediniz, tedaviyi yakalamak için çift doz birden almayınız. İlacı nemden ve güneş ışığından uzak, normal oda sıcaklığında saklayınız. Banyoda saklamayınız. Tüm ilaçlarınızı, çocuklar ve evcil hayvanlardan uzak tutunuz. Fluoksetin Yan Etkileri Bulantı, uyuşukluk, baş dönmesi, daha kaygılı hissetme hali, uyku sorunları, iştah kaybı, yorgunluk, terleme, esneme tedavinin ilk günlerinde olabilir, geçicidir. Bu etkiler on günden daha uzun sürüyor ve şiddetli ise, hafiflemek yerine daha da kötüleşiyorsa doktorunuza bildiriniz. Fluoksetin kullanan birçok kişi ciddi yan etkiler yaşamaz. Bu ilacın kullanımı esnasında izlenebilecek ve acil değerlendirme gerektirecek nadir ancak ciddi yan etkiler şunlardır olağandışı veya ağır mental / duygudurum değişiklikleri örneğin, ajitasyon gibi, olağandışı yüksek enerji / heyecan, intihar düşünceleri, ciltte morarma / kanama, kas zayıflığı / spazmı, titreme tremor, fazla oranda kilo kaybı. Daha da nadir fakat ciddi yan etkiler kahve telvesi gibi görünene siyah / kanlı / katran gibi dışkı, kusma nöbetleri ve idrar miktarında değişikliktir. Eğer bilinen şeker hastalığınız varsa, fluoksetin, kan şekeri seviyenizi etkileyebilir. Lütfen kan şekerinizi düzenli olarak izleyin ve sonuçları hekiminize bildirin. Doktorunuz sonuçlarınıza göre ilaç, diyet ya da egzersizlerinizi ayarlayabilir. Bu ilaç nadiren serotonin sendromu denilen çok ciddi bir durum neden olabilir. Diğer bazı psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanıldığında serotonin sendromu riski artar. Halüsinasyonlar, yoğun huzursuzluk, koordinasyon kaybı, hızlı kalp atışı, şiddetli baş dönmesi, ateş, şiddetli bulantı / kusma / ishal, kaslarda kramplar ve titreme izlenir. Bu ilacın kullanımı esnasında, çok nadir olarak, erkeklerde 4 veya daha fazla saat süren ağrılı ya da uzun süreli ereksiyon olabilir. Bu durumda, bu ilaç kullanımını durdurmak ve hemen tıbbi yardım almak gerekir. Fluoksetin için ciddi bir alerjik reaksiyon görülmesi nadirdir. Döküntü, kaşıntı / şişlik özellikle yüz / dil / boğaz, şiddetli baş dönmesi, nefes darlığı gibi bir alerji belirtisi olursa, hemen tıbbi yardım alınız. Fluoksetin kullanımı esnasında alkollü içeceklerden kaçınınız. İlaç araç ve araba kullanmayı genellikle etkilemez. İlk günlerde daha dikkatli olunuz, ilacın sürüş ya da alet kullanım güvenliğini etkilemediğinden emin olunuz. Fluoksetin ilacının sıvı formu, eser miktarda alkol içerir. Alkol bağımlılığı, karaciğer hastalığınız olması durumunda, metronidazole ve disulfiram gibi alkol ile ciddi etkileşimi olan ilaçlar kullanmanız durumunda hekiminize danışınız. Fluoksetin kullanırken ameliyat olmanız ya da genel anestezi almanız gerektiğinde, bir gün önceden ilacı kesmeniz yeterli bir önlem olur. Ancak mutlaka hekiminize danışınız. İdrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde, Fluoksetin kullanımı ile kan sodyum seviyesi düşebilir, bu durum bilinç bulanıklığına sebep olur. Gebelik ve Emzirme Dönemi Fluoksetin Kullanımı Gebelikte kullanımı ile ilgili yeterli bilgi yoktur. İlaç kullanımı için mecburiyet yoksa kullanılmamalıdır. Gebeliğin son 3 ayında anne Fluoksetin kullandığı durumda, nadiren bebekte doğumdan sonra, bebeğin vücudunun ilaç aramasına bağlı olarak beslenme ve solunum güçlükleri, nöbet, kas sertliği, sürekli ağlama izlenebilir. Bu durumları izliyorsanız pediatriste derhal haber veriniz. Gebelikte tedavi edilmemiş depresyon da bebek için risklidir. Gebelik esnasındaki tedavi yöntemleri ile ilgili hekiminizden detaylı bilgi alınız. Gebelik planınız varsa, ilaç kalırken hamile kalırsanız hekiminizle irtibata geçiniz. Fluoksetin anne sütüne geçen bir ilaçtır. Emzirme dönemi kullanımla ilgili hekiminize danışınız. Anne sütünden geçen bu ilaç, miktarına bağlı olarak, bebekte kolik ağrılar, iştahsızlık, huzursuzluk ve uyku bozuklukları yapabilir. Fluoksetin, 12 yaş altındaki çocuklarda kullanılıyorsa, çocuğun bedensel gelişimini ve davranışlarını izlemek gerekir. Agresyon, mani ve intihar fikirleri dikkatle izlenmelidir. Fluoksetin ile İlaç Etkileşimleri Fluoksetin son dozdan sonra, birkaç hafta daha vücudunuzda kalır ve başka ilaçlarla etkileşime girebilir. Bir önceki 5 haftada fluoksetin almış iseniz, herhangi bir ilaç kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız. Bu ilaç ile etkileşime girebilir bazı ürünler şunlardır pimozid, tiyoridazin, karbamazepin, vinblastin, propafenon / flekainid gibi antiaritmikler, desipramin / imipramin gibi trisiklik antidepresanlar, warfarin, klopidogrel, ibuprofen Tedavi sırasında, önceki 2 hafta ve fluoksetin kesiminden sonraki 5 hafta sürede MAO inhibitörleri isocarboxazid, linezolid, metilen mavisi, moklobemid, fenelzin, prokarbazin rasajilin, selejilin, tranilsipromin almaktan kaçınmalıdır. Aspirin bu ilaç ile birlikte kullanıldığında kanama riskini artırabilir. Doktorunuz kalp krizi veya inmeriski için düşük doz aspirin almayı önerdiyse, mutlaka Fluoksetin kullandığınızı belirtiniz.
İçilen bazı ilaçlar direk anne sütüne karışarak bebeğe zararlar vermektedir. İşte o ilaçlar... Abone ol İçilen bazı ilaçlar direk anne sütüne karışarak bebeğe zararlar vermektedir. Eğer ilaç tedavisi görüyorsanız, ilaçlarınızı içmeden önce bu yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Yeni doğan ve gelişme dönemindeki çocuğa kötü etkileri olabileceğinden süte geçen ilaçların bilinmesi faydalıdır. Anne sütüyle bebeğe geçen ilaçlar arasında uyku ilaçlarını barbituratları, antihistaminikeri, antibiyotikleri eritromisin , izoniazid INH, amfetamini, sinir ilaçlarını Diazepam, sara ilaçlarını Difenilhidantoin, anestezik maddeleri Pentothal sayabiliriz. Kan plazmasına geçen maddeler özelliklerine göre süte de geçerler. Meselâ suda eriyen maddelerden alkol, üre antipirin süte çok kolay geçerler. Diüretik ve sulfonamidlerin süte daha az miktarda geçtikleri gösterilmiştir, süt veren anneye bazı ilaçların Kloramfenikol, bromürler, Metronidazol, antimetobolitler, karbimazoiyodürler, propiltiouracil, atropin, ergo bileşikleri, kimdin, reserpin hidroklorotiazid, civalı diüretikier, difenoksilat, simetidin, kortikosteroidler, amfetaminler, meprobamat, tolbutamid vb. verilmesi doğru değildir
Depresyon, duygusal, zihinsel ve bedensel pek çok belirtisi olan ve kişilerde ciddi yeti kayıpları yaratabilen ruhsal hastalık durumudur. Dünya Sağlık Örgütü, yaygınlığı giderek artan depresyonun en önemli sağlık sorunlarından birisi haline gelmekte olduğunu belirtiyor. Depresyonun en belirgin özelliği çökkün ruh hali ve zevk almada belirgin azalmadır, kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir; çevresine ilgisi azalır, iç sıkıntısı, huzursuzluk gibi duygular ön plana çıkar. Bu hisler kişinin günlük yaşantısına engel olur ve çok uzun sürebilirler. Depresyon ciddiye alınması ve mutlaka uygun bir tedavi verilmelidir. Bu yazıda odaklanacağımız konu başlıkları arasında şunlar olacak; antidepresanlara ne zaman başlanmalı, tedavinin süresi ve seçimi, selektif serotonin geri alım inhibitörleri, trisiklik antidepresanlar, doğal ilaçlar, antidepresanların kombinasyonu, doğru antidepresanı seçimi… Dozun, yararlı bir etki sağlayacak kadar yeterli olduğundan emin olunuz. Tedavi süresi yeterli olmalıdır. İlaç tedavisi, diğer tedavileri desteklemelidir psikoterapötik destek. Profilaksi, reküran depresyonda gereklidir. Antidepresanlara ne zaman başlanmalıdır Depresyonu ya da distimisi olan çoğu hasta antidepresanlardan fayda görürler. Ancak ilaç tedavisi, gereken şekilde ilaç araştırarak ve ilaçları değiştirerek kişiye göre belirlenmelidir. Eğer depresyon uzarsa doktor, şiddetin derecesine bakmaksızın, bir antidepresana başlamak üzere hazır olmalıdır. Antidepresanlar aynı zamanda fiziksel bir hastalıktan kaynaklanan depresyon hastalarında da faydalıdır. Bazı araştırmalara göre ilaç tedavisi, uzayan yas reaksiyonlarında bazen faydalıdır. İlaç tedavisinin etkinliği daima diğer eş zamanlı tedavilere de dayanır. Depresif hastaların tedavisinde, yalnız okazyonel olsa dahi kurulan kontağın devam ettirilmesi önemlidir. Karşılıklı olarak kararlaştırılan bir randevuya gelinmesi hasta için daha kolaydır. Bir antidepresana ilaveten, en yoğun anksiyete durumlarını sakinleştirmek için genellikle tedavinin başında bir anksiyolitik kullanımı gereklidir uzun süreli kullanımın tehlikelerini unutmayınız!. Yalnız benzodiyazepinler, antidepresan etkiye sahip değildir. Depresyon tedavinin süresi Depresyon tedavisinin amacı daima semptomları tamamen iyileştirmektir. Hastaların yaklaşık olarak üçte ikisi, ilaçlara karşı net bir tepki gösterirler ve hastaların neredeyse yarısında semptomlar tamamen kaybolur tam düzelme. İki hafta sonra, hastanın, uygulanan tedaviden fayda görüp görmediğinin değerlendirilmesi mümkündür. Eğer ilaca karşı bir tepki yoksa dozaj arttırılmalıdır ya da antidepresan ilacın türü değiştirilmelidir. İlaç tepkisi, 6 haftaya kadar ilerlemelidir. Tam iyileşme sağlandığında, tam doz ile en az 6-9 ay daha devam ediniz. Dozaj, bireysel olarak ayarlanmalıdır; çok küçük bir doz etkili olmayabilir, çok büyük bir doz da etkiyi arttırmaz ancak yan etkileri şiddetlendirebilir temel olarak trisiklik antidepresanlarla ilişkilidir. Tedavi, tekrarlayan depresyonun olası semptomlarını izlerken kademeli olarak sonlandırılmalıdır. Depresyon nedir? Neden olur? Belirtileri, türleri ve tedavisi Kronik depresyonda distimi kısa süreli tedavi dahi rahatlama sağlayabilir, örn. uyku bozuklukları için. Eğer hastada daha önceden ilaç tedavisine tepki veren bir depresif bozukluk geçmişi varsa, birkaç yıl süren bir idame tedavisinin uygulanması da gerekli olabilir. Üç depresyon epizotundan sonra, uzun idame tedavisi daima endikedir. Depresyon tedavisinin seçimi Ana gruplar Selektif serotonin geri alım inhibitörleri SSRI’ler Selektif geri dönüşümlü MAO-A inhibitörleri Trisiklik serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörleri Diğer antidepsanlar İlaçlar, gerçek etkilerinden çok yan etkilerine göre farklılık gösterirler. Serotonin geri alım inhibitörleri genellikle ilk tercihtir çünkü kullanımları kolaydır, yan etkileri azdır özellikle yaşlı hastalarda ve nispeten zararsızdır. İlaç toleransı, yaşlı hastalarda önemli bir konudur. Bu nedenle trisiklik antidepresanlar, yalnız başka bir alternatif olmadığı durumlarda reçete edilmelidir. Mirtazapin, mianserin, trazodon ya da trisiklik ilaçlar, uyku bozuklukları ya da anksiyete rahatsızlığı olan depresif hastalar için uygundur. Farklı depresyon türlerindeki birinci basamak ilaçlar Atipik hipersomni, kilo alımı, anksiyete serotonerjik ilaçlar SSRI’ler, moklobemid Melankolik şiddetli anksiyete, insomni noradrenerjik ilaçlar SNRI’lar Psikotik antipsikotik Mevsimsel depresif bozukluk ışın tedavisi, SSRI’ler Lohusalık depresyonu anne sütüne geçmeyen ilaçlar Selektif serotonin geri alım inhibitörleri Trisiklik antidepresanlar kadar etkilidirler. Sedatif değillerdir ve kısa bir süre kullanılmak üzere tedavinin başına uyku ilaçlarına da gerek olabilir. Etkileri, tedavinin başlangıcından sonra 2-3 hafta içerisinde görülür. Eski antidepresanlardan önemli ölçüde daha pahalıdırlar. Daha iyi ilaç uyumluluğu ile sonuçlanacak şekilde trisiklik ilaçlardan daha az yan etkilere neden olurlar. Trisiklik ilaçlar ile kıyaslandığında en sık görülen yan etkiler; bulantı, iştah kaybı,terleme, vertigo,diyare, uyku bozuklukları, sinirlilik hali, tedirginlik ve anksiyetedir. MAO inhibitörlerine geçiş durumunda, 2-5 haftalık bir “arınma” dönemi gereklidir. Depresyon tedavisinde Sitalopram Dozaj, genellikle sabahları alınangünlük 20–40mg’ için, başlangıç dozu 10 mgve idame dozu da 20 mg’dir. Sitalopram’ın QT aralığının doza ilişkili olarak uzadığının bulunmasından ötürü önerilen doz, özellikle en yüksek günlük doz 60 mg olduğunda, kullanılır. Yarı ömür yaklaşık olarak 36 saattir. Diğer ilaçlar ile belirgin etkileşimleri yoktur, hatta bazı nöroleptikler ile birlikte kullanıldığında dahi, sitalopram konsantrasyonunda bir artış gözlenmiştir ancak görünür bir klinik belirginliği yoktur. Epilepsi hastalarının tedavisinde dikkatli olunmalıdır. Depresyon tedavisi Hangi yöntem etkili? Psikoterapi mi, ilaç tedavisi mi? Depresyon tedavisinde Essitalopram Essitalopram, sitalopramın S-enantiyomeridir ve serotonin geri alımının yüksek oranda spesifik bir inhibitörüdür. Doz genellikle sabahları alınan şekilde günlük 10–20 mg’dir. Yarı ömürü yaklaşık olarak 30 saattir. Diğer ilaçlar ile belirgin etkileşimleri yoktur, hatta bazı nöroleptikler ile birlikte kullanıldığında dahi, essitalopram konsantrasyonunda bir artış gözlenmiştir ancak görünür bir klinik belirginliği yoktur. Epilepsi hastalarının tedavisinde dikkatli olunmalıdır. Depresyon tedavisinde Fluoksetin Depresyon için doz, sabah ve gün içerisinde olmak üzere 1-2 doza bölünmüş olarak 24 saatte 20–40 mg’dir. Bulimia dozu, genellikle sabahları tek doz olacak şekilde 24 saatte 60 mg’dir. Yarı ömür 2-4 gündür; aktif metabolitlerin yarı ömrü, önemli oranda daha uzundur. Böbrek ya da karaciğer yetmezliği, fluoksetinin yarı ömrünü arttırabilir. MAO inhibitörlerine geçildiğinde, en az 5 haftalık bir “arınma” dönemi gereklidir. Karaciğer tarafından metabolize edilen birçok ilacın konsantrasyonunu belirgin şekilde arttırır, örn. trisiklik antidepresanlar, uzun etkili benzodiyazepinler, karbamazepin ve valproat. Kinidin belirgin şekilde floksetinin konsantrasyonunu arttırır. Depresyon tedavisinde Fluvoksamin Doz, 24 saatte en fazla 300 mg olacak şekilde 100–200 mg’dir. 150 mg’ı aşan dozlar genelde 2-3 doza bölünür. Başlangıç dozu, akşamları alınır Ortalama yarı ömürü 20 saattir. Yan etkiler, bu ilaç grubu için tipiktir, örn. bulantı, kusma, insomni ya da baş dönmesi, baş ağrısı, tremor ve vertigo. Karaciğer tarafından metabolize edilen ilaçların klerensini gösterir. Beta-blokörler, haloperidol 2, kinidin ve varfarin ile belirgin etkileşimleri vardır. Trisiklik ilaçların plazma konsnatrasyonlarını arttırabilir. Karaciğer enzimlerinin ve kreatininin arttığı raporlanmıştır. Nöbetlere karşı olan duyarlılık artabileceğinden ötürü epilepsi hastalarında dikkatli olunmalıdır. Depresyon tedavisinde Paroksetin İlk doz, sabahları 20 mg’dir. Doz, 10 mg’lik artışlarla 50 mg’ye kadar arttırılabilir. 65 yaşın üzerindeki hastalar için maksimum 40 mg’lik doz. Karaciğer ya da böbrek yetmezliği olan hastalar için güvenli doz, 24 saatte yaklaşık 20 mg’dir. Yarı ömür, 24 saatte ortalanır ancak kişiye göre değişir. Trisiklik antidepresanlar, fenotiyazin-tipi nöroleptikler, varfarin, simetidin, sınıf 1A ve 1C’ye ait anti-aritmi ilaçları kuinidin, flekainid, fenitoin ve diğer antikonvülsanlar ile etkileşimler. Paroksetin Paxil, Paxera nedir? Nasıl kullanılır? Yan etkileri nelerdir? Depresyon tedavisinde Sertralin İlk doz, sabah ya da akşam olmak üzere günde bir kez 50 mg’dir. Gerekli olması halinde doz, haftalar içerisinde 200 mg’ye kadar kademeli olarak arttırılabilir. Yarı ömrü 36 saatte yarılanır. Sertralinin psikomotor performansı üzerinde özel bir etkisi yoktur ancak hastalar daima araba ve tehlikeli makinelerin kullanımına karşı uyarılmalıdır. Karaciğer tarafından metabolize edilen ilaçların klerensini belirgin etkilemez. Bazı ilaçlar ile az miktarda etkileşimleri olabilir, örn. lityum dozu mümkün oluğu kadar düşük tutulmalıdır; aynı zamanda INR değeri de, artabileceğinden ötürü, varfarin tedavisi esnasında izlenmelidir. Epilepsi hastalarının tedavisinde dikkatli olunmalıdır. Selektif geri dönüşümlü MAO-A inhibitörleri Depresyon tedavisinde Moklobemid Besinsel sınırlamalar olmadan kullanılabilecek olan selektif geri dönüşümlü MAO-A inhibitörü Her türdeki depresyon için kullanılır. Başlangıç dozu, günde iki kez 150 mg’dir. Dikkate alınması gerekenler İyi tolere edilir Hastayı aktive eder. Yaşlılar için de uygundur Gerekli olması durumunda anksiyolitikler ve antipsikotikler ile birlikte kullanılabilir; tedavinin başında benzodiyazepinler ile kombinasyon yapılması önerilebilir aktive edici etki, insomniye neden olabilir. Serotonin geri alım inhibitörleri ile birlikte kullanılmamalıdır; hem yeni selektif serotonin geri alım inhibitörlerini ve venlafaksini hem de klopramin ve trazodonu unutmayınız. Potent analjezikler tramadol, petidin, Parkinson hastalığına özgü ilaçlar selegilin ve rasagilin gibi MAO-B-inhibitörleri, migren için kullanılan triptanlar ve sigarayı bırakmak için kullanılan bupropion ile birlikte de kullanmayınız. Selektif serotonin geri alım inhibitöründen moklobemid’e geçerken en az iki haftalık bir “arınma” dönemi gereklidir. Farklı bir antidepresana geçiş yaparken, “arınma” dönemine gerek yoktur. Sistemik olarak uygulanan sempatomimetiklerin etkisini arttırabilir ve uzatabilir. Depresyon tedavisinde Trisiklik antidepresanlar Ürünler amitriptilin, klomipramin, doksepin, nortriptilin ve trimipramin İlaçlar, uzun bir süredir pazarda yer almaktadır; çok sayıda araştırma ve uygulama deneyimleri mevcuttur. Normal yetişkin dozu, 24 saatte 75–150 mg’dir. Çoğu vakada etkin olan günlük doz 150–300 mg’dir. Ancak, düşük doz tedavisinin etkinliğine ilişkin kanıtlar da vardır. Plazma konsantrasyonunun belirlenmesi, tedavinin izlenmesi için faydalıdır. 150 mg’lik günlük doz ile konsantrasyon halen hastaların %30’unda çok düşüktür. Her akşam tek doz olarak uygulanabilir. Antikolinerjik yan etkiler sık görülür. Kuru ağız, Kabızlık, İdrar tutulumu, Diğer sık görülen yan etkiler, kilo alımını, sedasyonu ve ortostatik hipotansiyonu içerir. Dikkate alınması gerekenler Bu ilaçlar reçete edilirken kardiyovasküler hastalıklara dikkat edilmelidir. Kinin ile birlikte kullanım örn. bacak krampları, için bazı preparat kombinasyonlarında bulunabilir belirgin şekilde amitriptilin, klomipramin, nortriptilin ve trimipramin’in kandaki konsantrasyonunu arttırır. Aynı zamanda amitriptilin içeren preparat kombinasyonlarını da dikkate alınız. Bazı kombinasyonlar aynı zamanda perfenazin de içerebilir kuinidin, bu ilacın konsantrasyonunun güvenli olmayan seviyelere örn. aritmi riski kadar arttırabilir. Kısmen artan aritmi riski görülebilir. Kompanse kardiyak yetmezliği olan hastalar, trisiklik ilaçları kullanabilirler. Nöbet eşiği, epileptiklerde azaltılmıştır. Örn. lokal anestezide, adrenalin ve noradrenalinin potansisi belirgin şekilde artabilir. Alkol bağımlılığında kullanılmamalıdır intoksikasyon riski. Olasılıkla teratojenik değildir ancak gebeliğin üçüncü trimesterinde kullanımından kaçınılmalıdır. Beslenme ve depresyon! İşte depresyona iyi gelen besinler Diğer antidepresanlar Depresyon tedavisinde Agomelatin Melatonin reseptörlerini MT1 ve MT2 stimüle eden ve serotonin reseptörü 5-HT2C’yi inhibe eden kronobiyolojik ilaçtır. Depresyon tedavisindeki başlangıç dozu, akşamları alınan 25 mg’dir. 2 hafta sonra doz, hastanın durumunda iyileşmeme olması halinde, 50 mg’ye çıkarılabilir. 18 yaşın altındaki hastalar için ilaçlar önerilmez. 65 yaşın üzerindeki hastaların tedavisinde dikkatli olunmalıdır. Karaciğer fonksiyon testleri, başlangıçta ve 6, 12 ve 24 haftalık kullanım sonrasında yapılmalıdır. Gelişmiş testler de gerekli görüldükçe yapılır. Agomelatin kullanımı, karaciğer transaminazlarının serum konsnatrasyonunda 3-kat artış olması halinde sonlandırılmalıdır. Tekrarlı takip testleri ile konsantrasyonların normale döndüğü garanti edilmelidir. Özellikle CYP1A2 örn. östrojenler, propranolol, grepafloksasin, enoksasin ve CYP2C9/19 enzimlerini inhibe eden ilaçlar ile etkileşimler söz konusudur. Agomelatin kullanımı özellikle güçlü CYP1A2 inhibitörleri örn. fluvoksamin ve siprofloksasin ile birlikte kullanım durumunda kontraendikedir. Potansiyel olarak karaciğer hasarına neden olabilecek ilaçlar kullanan ya da fazla miktarda alkol alan hastalarda dikkat edilmelidir. Yan etkiler örn. bulantı, vertigo, baş dönmesi ve anksiyeteyi içerir. Birçok diğer antidepresan için tipik olan yan etkiler, örn. cinsel bozukluklar, kilo alımı ya da kardiyovasküler hasarlar, agomelatin ile kullanımda görülmez. Depresyon tedavisinde Bupropion Selektif noradrenalin ve dopamin geri alım inhibitörü, yalnız serotonin geri alımı üzerinde marjinal etkili ve iki monoamin oksidazların hiçbirinde etkili değildir. Depresyon tedavisinin başlangıç dozu, yatmadan hemen önce 150 mg’dir. İlaç, tedavinin başlangıcından 14 gün sonra etkisini göstermeye başlar. Eğer 150 mg doz ile 4 hafta içerisinde bir iyileşme yoksa doz, günde bir kez 300 mg’ye çıkarılabilir. Dozlar arasında daima 24 saatlik aralıklar olmalıdır. Tedavi, depresyonun tekrarlamasını önlemek amacıyla en erken 6 ay devam ettirilmelidir. Tedavi, olası yoksunluk etkileri ya da sonlanım semptomlarından ötürü dikkatli bir şekilde bırakılmalıdır. Eğer hastada hafif-orta şiddette karaciğer ya da böbrek yetmezliği varsa, önerilen günlük doz 150 mg’dir. Bupropion’un, yaklaşık 20 saatlik yarı ömrü vardır ancak metabolitlerin bazılarının, neredeyse iki kat daha fazla yarı ömürleri olabilir. İlaç, 18 yaşın altındaki hastalara verilmemelidir. Bazı yaşlı hastalar, istisnai olarak bupropion’un etkilerine karşı hassas olabilirler. Hastada tedavi esnasında nöbetler olması durumunda ilacın kullanımı sonlandırılmalıdır. Kontraendikasyonlar, özellikle bir nedenden ötürü nöbetlere karşı olan eğilimleri, CNS tümörünü, karaciğer sirozunu, gerçek ya da geçmiş bulimia ya da anoreksiya nevrozayı ve bir MAO inhibitörünün kullanımı içerir. Hastanın aynı zamanda nöbet eşiğini düşüren ilaçlar kullanması durumunda dikkatli olunmalıdır. Bupropion kullanan hastalarda şiddetli hipersensitivite reaksiyonları da belirtilmiştir. Kardiyovasküler hastalıkları olan hastalara özel dikkat gösterilmesi gereklidir ve kan basınçları, tedavinin başlangıcında ve tedavi esnasında kontrol edilmelidir. Hastalar, özellikle tedavinin başlangıç safhasında olmak üzere potansiyel intihar tehlikesinden ötürü dikkatli bir şekilde takip edilmelidirler. Bupropion, CYP2D6 enzim sistemini inhibe eder ve dolayısıyla aynı metabolik yolu kullanan ilaçlar ile etkileşimlere sahiptir. Enzim inhibisyonu, son dozun alınmasından sonra en az bir hafta devam eder. Levodopa ya da amantadin alan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Bupropion tedavisi esnasında alkol alınmamalıdır. İlacın, bir nikotin bandı ile birlikte kullanılması, kan basıncını yükseltir. Gebelik esnasında bupropion yalnız özellikle önemli durumlarda kullanılmalıdır ve anne, ilacın kullanımı süresince bebeğini emzirmemelidir. En sık görülen yan etkiler insomniyi ve baş ağrısını içerir. Diğerleri ise örn. hipersensitivite reaksiyonları, huzursuzluk, anksiyete, depresyon, anoreksiya, baş dönmesi, tremor, konsantrasyon güçlüğü, tat alamama, bazen ciddi olabilen kan basıncı artışları, kızarma, terleme, cilt kaşıntısı, deri döküntüsü, göğüs ağrısı, ateş, yorgunluk, ağız kuruluğu ve abdominal semptomları içerir. Depresyonu önleyen besinler! Etkileri ve kullanım şekilleri Depresyon tedavisinde Duloksetin Serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörü, aynı zamanda zayıf bir dopamin geri alım inhibitörü. Histaminerjik, dopaminerjik, kolinerjik ya da adrenerjik reseptörler üzerinde belirgin etkisi yoktur. Diğer bir endikasyon ise yetişkinlerde diyabetik nöropatik ağrı tedavisidir. Başlangıç dozu günde 60 mg’dir, günlük maksimum 120 mg doz, eşit dozlara bölünebilir. Tedavi tepkisi genellikle 2-4 hafta içerisinde sağlanır. Başlangıç dozu ile tepki alınamadıysa, daha yüksek bir dozun, tepkiyi arttırdığı hakkında klinik kanıtlar yoktur. Dozun genellikle yaşlı hastaların tedavisinde ayarlanmasına gerek yoktur ancak özellikle maksimum doz 120 mg kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Yan etkiler bulantıyı, ağız kuruluğunu, kabızlığı, uykusuzluğu, uyku halini ve vertigoyu içerir. Ergenler ya da çocuklar için uygun değildir Gebelik ya da emzirme döneminde kullanılmaz Karaciğer yetmezliği ya da şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda kullanılmaz Fluvoksamin, siprofloksasin, enoksasin gibi güçlü CYP1A2-inhibitörleri ile birlikte kullanılmaz Kuidininin eşlik eden kullanımı, duloksetinin konsantrasyonunu arttırabilir. MAO-inhibitörleri ile birlikte kullanılmaz Depresyon tedavisinde Mianserin Trisiklik ilaçlardan daha az yan etkiye neden olur. Genellikle akşamları alınız. Bazen tedavinin erken safhalarında ortaya çıkan belirgin ancak geçici yorgunluk, uygunluğa karşı hastanın cesaretini kırar. Ölümcül zehirlenmelere neden olmaz. Yan etkiler Temel olarak agranülositoz ve granülositopeni vakaları olan kemik iliği depresyonunun raporlarından ötürü, hastalara, enfeksiyon belirtilerinin görülmesi durumunda derhal doktorlarına danışmaları önerilir. Daha önce verilen tavsiyeler, tedavinin başlamasından sonra 4. ve 6. haftalarda rutin olarak lökositlerin kontrol edilmesini içerir. Kinidin, belirgin olarak mianserin konsantrasyonunu arttırır. Depresyon tedavisinde Milnasipran Serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörleri Genellikle günde iki kez 50 mg uygulanır. Böbrek yetmezliğinde doz azaltılmalıdır. Yarı ömür yaklaşık olarak 8 saattir. Kararlı durum, 2-3 gün sonra elde edilecektir. Temel olarak değişmemiş halde renal yoldan atılır. Karaciğer yetmezliği, ilacın farmakokinetiğini belirgin olarak etkilemez. Uyku bozukluklarında ve anksiyetede, genellikle semptomatik tedavi gereklidir. İntihar eğilimine karşı daima dikkatli olunmalıdır. Hastanın psikomotor aktivitesi, depresyonun hafiflemesinden önce artabilir. Kullanılmaması gereken durumlar MAO-inhibitörleri, triptanlar özellikle sumatriptan, digoks, epinefrin, norepinefrin, klonidin ve benzer ilaçlar ile birlikte prostatik hiperplazide ve diğer ürojenital hastalıklarda gebelik ve emzirme esnasında. En sık görülen yan etkiler vertigo, hiperhidroz, anksiyete, sıcak basması ve disüriyi içerir. Aynı zamanda bulantı, kusma, antikolinerjik yan etkiler, tremor, palpitasyonlar ve ajitasyon da görülebilir. Kardiyovasküler yan etkiler, mevcut kardiyovasküler hastalıklar ya da ilgili ilaç tedavisi ile birlikte daha sık görülür. Depresyon tedavisinde Mirtazapin Başlangıç dozu 15 mg’dir ve zaman içerisinde gereken şekilde yavaş yavaş arttırılacaktır. Ortalama etkin doz 15–45 mg’dir. Yaşlılar için doz, yetişkinlerle aynıdır ancak tepki ve olası yan etkiler, yakından izlenmelidir. İlaç genellikle yatmadan önce tek doz olarak alınır ya da bazen sabah ve akşam olmak üzere iki eşit doza ayrılarak alınır. Tedaviye karşı tepki, semptomların, somatik depresyon sendromunun özelliklerini içermesi durumunda en iyidir anhedoni, psikomotor inhibisyonu, uyku bozuklukları, ilgisizlik, intihar düşünceleri ve akşamları, sabah olduğundan daha iyi bir ruh haline sahip olma. 20-40 sa olan yarı ömür, böbrek ya da karaciğer yetmezliği ile uzar. Alkol ve benzodiyadepinlerin etkilerini arttırabilir. MAO inhibitörleri ile birlikte kullanılmamalıdır. Konsantrasyonu ve uyanıklık halini bozabilir. Yan etkiler iştah artması ve kilo alımı, yorgunluk, ortostatik hipotansiyon, mani, nöbet atakları, tremor, miyoklonus, ödem, akut kemik iliği depresyonu, artan serum transaminaz seviyesi ve eksantemdir. Depresyon tedavisinde Reboksetin Reboksetin selektif ve potent bir noradrenalin geri alım inhibitörüdür. İlaç aynı zamanda çok zayıf bir serotonin geri alım inhibitörüdür. Yetişkinler için başlangıç dozu, günde iki kez 4 mg’dir. Günlük doz, 3-4 hafta sonra 10 mg’ye kadar arttırılabilir. Maksimum günlük doz 12 mg’dir. İlaç, yaşlılarda kullanım için önerilmez. İlaç, hipnotikten ziyade aktive edicidir. Yan etkiler ağız kuruluğunu, kabızlığı, insomniyi ve hiperhidrozu içerir. İlaç, epilepsi hastaları ya da şiddetli somatik hastalıkları olan hastalar için uygun değildir. Benign prostatik hiperplazi, glokom ya da kardiyak hastalıkları olan hastalar için kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. İlaç, CYP2D6dışındaki enzimler yoluyla metabolize edilen ilaçlar ile dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. MAO inhibitörleri ile birlikte kullanılmamalıdır. Gebelik ve emzirme süresince kontraendikedir İlacın etkinliği, araştırmalar yoluyla güvenilir şekilde doğrulanmamıştır 6. Depresyon tedavisinde Trazodon Trisiklik antidepresanları kullanamayan hafif-orta şiddette depresyonu olan hastalar için endikedir. Kardiyovasküler etkiler, trisiklik antidepresanlar ile kıyaslandığında daha hafiftir. Yan etkiler, ortostatik hipotansiyonu ve priapizmi içerir. Maksimum doz, 24 saatte üç doza bölünmüş olan toplam 600 mg’dir. Depresyon tedavisinde Venlafaksin Venlafaksin Bgenellikle günde iki kez 37,5 mg olmak üzere, olası en küçük doz ile başlanır. Normal doz, günde bir kez 75 mg’dir. Gerekli olması durumunda doz, dört günlük aralıklarla 75 mg artış ile 225 mg’ye kadar ya da şiddetli depresif hastalarda, 375 mg’ye kadar arttırılabilir. Maksimum önerilen doz, günde üç kez 125 mg’dir. Hastanın bir ay süresince semptomsuz olması durumunda genellikle doz azaltılır ve hatta yarıya düşürülür yalnız semptomların yeniden meydana gelmediğinden emin olunmalıdır. Yaşlı hastaların tedavisinde özel dikkat ve bakım sağlanmalıdır. Tedavi dikkatli bir şekilde ve en az 2 haftada bir azalan dozlarla sonlandırılmalıdır. Sonlanım semptomları bulantı, vertigo, baş ağrısı, uyku bozuklukları, genel malazi, anksiyete ve kas spazmlarını içerebilir. MAO inhibitörleri ile birlikte kullanmayınız. Kan basıncını yükseltebilir bu nedenle venlafaksin alan tüm hastalar için rutin kan basıncı izlemesi önerilir. Kalp hastalarına özel dikkat gösterilmelidir, ani kardiyak ölçümler, venlafaksin kullanıcıları arasında, bazı diğer antidepresanları kullanan hastalardan daha sık görülmez. Miktürisyon, akut açı kapanması glokomu, artan intraoküler basınç, düşük kan basıncı ya da kardiyak şikayetleri olan hastalarda düzenli sağlık kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Manik-depresif psikozun depresif dönemi, venlafaksin tedavisi esnasında manik olarak değişebilir. Olası yan etkiler vertigo, insomni, yorgunluk, sinirlilik hali, GI-yolu semptomları, baş ağrısı, kardiyovasküler semptomlar artan kan basıncı dahil, iştah artışı ve kilo alımı, CNS semptomları, uyum zorlukları, artan idrara çıkma sıklığı, cinsel bozukluklar, terleme ve zayıflıktır. Venlafaksin, MAO inhibitörlerine geçişten en az 1 hafta önce sonlandırılmalıdır. Kuinidin, paroksetin, ketokonazol, eritromisin, verapamil ve simetidin gibi karaciğer yoluyla metabolize edilen birçok ilaç ile etkileşimi vardır. Depresyon tedavisinde Sulpirid Antidepresan etkisi olan bir nöroleptiktir. En etkili olan yetişkin dozu, günlük 50-400 mg aralığındadır. Akşam dozunun uyku bozukluklarına neden olabileceğinden ötürü sabah ve gün içinde uygulanır. Yan etkiler, artan prolaktin salgılamasından kaynaklanan süt salgılamasını, iştah artışını ve kilo alımını ve okazyonel motor huzursuzluklarını akatizi içerir. Tardif diskinezi; özellikle yaşlılarda olmak üzere, uzun süreli kullanımda oluşabilir. Uzayan bir süre boyunca kalırsa, kalıcı hale gelir. Tardif diskinezinin ilk belirtisi genellikle dudakları şapırdatmaktır. Genellikle sulpiridin hemen sonlandırılması durumunda düzelir. Depresyon tedavisinde Doğal ilaçlar Hypericum ekstreleri Hypericum ekstreleri sarı kantaron; plasebodan çok daha etkilidir ve hafif-orta şiddetteki depresif semptomların tedavisi için standart antidepresanlara benzer şekilde etkin oldukları görülmektedir. Ekstre, serum konsantrasyonunu ve dolayısıyla siklosporin, digoksin, oral kontraseptifler, teofilin, varfarin ve indinavir gibi birlikte kullanılan ilaçların etkinliğini azaltabilir. Antidepresanların kombinasyonu Psikotik depresyonda hastanın delüzyonları ya da halüsinasyonları olması durumunda bir nöroleptik, bir antidepresan ile kombine edilmelidir, örn. perfenazin, risperidon ya da olanzapin. Eğer bir trisiklik antidepresanın uygun olan bir dozuna karşı verilen tepki yetersiz ise, lityum ile kombine edilebilir. Eğer tepki halen yetersiz ise, az ancak yavaş artan dozlarda tiroid hormonu da ilave edilebilir. Tepki genellikle birkaç hafta içerisinde görülür. Trisiklik antidepresanlar aynı zamanda selektif serotonin geri alım inhibitörleri ya da tersi ile kombine edilebilir. Diğer antidepresanlar bir MAO-A inhibitörü değil; eğer sedatif antidepresan, depresyon tedavisinde yeteri kadar etkili değilse, dikkatli bir şekilde depresyonu ve uyku bozuklukları olan bir hasta için reçete edilen sedatif bir antidepresan ile kombine edilebilir. Serotoninin sendromu riski unutulmamalıdır ve yoğun terleme, ataksi, ajitasyon, vertigo, hiperrefleksi, miyoklonus, tremor, diyare, koordinasyon bozuklukları, vücut sıcaklığında artış, mental konfüzyon ya da hipomani gibi semptomların ortaya çıkması durumunda hasta, tedaviyi bırakma ve doktoru ya da acil servis birimleri ile irtibata geçme konusunda bilgilendirilir. Selektif geri dönüşümlü MAO-A inhibitörleri, serotonin sendromu riskinden ötürü, diğer antidepresanlar ile kombine edilmemelidir. Fluoksetin, fluvoksamin ve paroksetin, karaciğerin metabolizmasını yavaşlatarak, trisiklik antidepresanların plazma konsantrasyonunun iki katından fazla olabilir. Kaynaklar Daniel DG, Randolph C, Jaskiw G, Handel S, Williams T, Abi-Dargham A, Shoaf S, Egan M, Elkashef A, Liboff S. Coadministration of fluvoxamine increases serum concentrations of haloperidol. J Clin Psychopharmacol 1994 Oct;145340-3. PubMed Bonnet U. Moclobemide therapeutic use and clinical studies. CNS Drug Rev 2003 Spring;9197-140. Paykel ES. Continuation and maintenance therapy in depression. Br Med Bull 2001;57145-59. Szegedi A, Jansen WT, van Willigenburg AP, van der Meulen E, Stassen HH, Thase ME. Early improvement in the first 2 weeks as a predictor of treatment outcome in patients with major depressive disorder a meta-analysis including 6562 patients. J Clin Psychiatry 2009 Mar;703344-53.
Anne Sutune Gecen Bazı İlacların ve Toksik Maddelerin Uzaklaştırılması Hazırlayan Tuğba Tunalı Akbay 1, Memet Vezir Kahraman 2, Nilhan Kayaman Apohan 2 Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Temel Tıp Bilimleri 1, Fen Ed. Fakültesi Kimya Bölümü 2 ‹stanbul/Türkiye Proje Özeti Anne sütü; protein, yağ, karbonhidrat, mineral, vitamin ve sudan oluşan ve yaşamın ilk 4-6 ayı için temel olan gıdadır. Günümüzde anne sütü ile beslenme bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Bunun nedeni anne sütünün, hayatın ilk 4-6 ayında bebeğin tüm besin gereksinimini karşılaması ve bebeği yaşamın getireceği çeşitli risklerden korumasıdır. Bununla birlikte emzirme döneminde annenin kullanabileceği belirli bazı ilaçların siklosporin, metotreksat, ergotamin, lityum gibi ya da maddelerin nikotin, eroin gibi anne sütü yoluyla bebeklerde toksik etkiler oluşturma riski bulunmaktadır. Anne sütünün verilmemesinin nedeni genellikle gebelikte teratojen olduğu varsayılan ilaçların anne sütüne geçtiğinde aynı toksik etkileri yapacağı endişesidir. Ayrıca günlük yaşamda yiyeceklerle alınan birçok katkı maddeleri, tarım ilaçları, tatlandırıcılar, tütün ve tütün ürünleri, alkol, ilaçlar vs. veya bunların yıkım ürünlerinin anne sütüne geçişi ve bebekteki sonuçları araştırılmaktadır. Anne sütüne geçen ilaçlar veya kimyasal maddelerin bebekte immün sistem baskılaması, nörotoksisite, kusma, diyare oluşturabileceği ve guatr, kanser gibi hastalıklara neden olabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada, anne sütüne geçebilen bazı ilaç ve zararlı kimyasalların ayrılması için biyofiltreler geliştirilecektir. Anne sütü bu filtreden süzüldüğünde sütte bulunan ilaç veya bebeğe zararlı madde özellikli filtre tarafından spesifik olarak tutularak sütten uzaklaştırılmış olacaktır.
anne sütüne en az geçen antidepresan