Hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur: “ Karanlıkta mescitlere gidenleri, kıyamet gününde apa­çık bir nurla müjdele ,” [151] Efendimiz’in (s.a.v), “ Sadaka delildir ” sözü; sadaka ve­renin imanının, sıhhatinin delilidir, demektir. Sadakaya sadaka ismi verilmiştir. Çünkü kişinin imanı­nın doğruluğuna delildir Doğrusubiz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır. Allah böylece senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir" (Feth, 1-2) ayetleri Hudeybiye dönüşü Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e nazil oldu. Ayette geçen "apaçık zafer (Feth-i Mübin)" Hudeybiye zaferidir. Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermez.” -Bakara Suresi 286.Ayet. 16 Jan 2022 Allahbir ayette Allah'a ve ahiret gününe iman ederek salih amellerde bulunan Yahudiler ve Hıristiyanların, bu iyi ahlaklarının karşılığını en güzel şekilde alacaklarını haber vermiştir: Peygamber Efendimiz (sav), "her kim zımmiye zulmeder veya taşımaktan aciz olduğu yükü yüklerse, o kimsenin hasmıyım" diyerek Şuayet, Allah sevgisinin dahi bir bedelinin olduğunu ifade ediyor: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, beni izleyin ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın; zira Allah çok affedicidir, rahmet membaıdır." (3.31) Ayet şöyle yorumlanabilir: Allah'ı sevmenin bir M5Ev. 10-01-2011, 0758 AM 1 Senior Member Allah kimsƏyƏ qaldıra bilmƏyƏcƏyi yükü vermƏz ALLAH KİMSƏYƏ QALDIRA BİLMƏYƏCƏYİ YÜKÜ VERMƏZ Cahiliyyə cəmiyyətindəki insanların bir hissəsi, din əxlaqını tətbiqin özlərinə çətin gəldiyini və bu səbəblə dindənkənar bir həyat sürdüklərini iddia edərlər. Beləcə Allaha qarşı olan nankorluqlarını özlərincə qanuniləşdirməyi, günahlarını yüngülləşdirməyi ümid edərlər. Halbuki yalnız özlərini aldatmaqdadırlar. Çünki Allah, kimsəyə qaldıracağından daha ağır bir məsuliyyət yükləməz. Allah Bəqərə Surəsində belə buyurmaqdadır Allah hər kəsi yalnız qüvvəsi yetdiyi qədər yükləyər bir işə mükəlləf edər. Hər kəsin qazandığı yaxşı əməl də, pis əməl də özünə aiddir. Möminlər deyirlər “Ey Rəbbimiz, bəzi tapşırıqlarını unutduqda və ya yanıldıqda bizi cəzalandırma! Ey Rəbbimiz, bizdən əvvəlkiləri yüklədiyin kimi, bizi ağır yükləmə! Ey Rəbbimiz, gücümüz çatmayan şeyi bizə yükləyib daşıtdırma! Bizi əfv edib bağışla, bizə rəhm et! Sən bizim ixtiyar sahibimizsən mövlamızsan. Kafirlərə qələbə çalmaqda bizə kömək et!” Bəqərə Surəsi, 286 Bir başqa ayədə isə, Allahın bizə seçib bəyəndiyi dinin Hz. İbrahimin dini kimi asan olduğu ifadə edilər Ey möminlər! Allah yolunda layiqincə cihad edin. O Öz dini üçün sizi seçdi və dində sizin üçün heç bir çətinlik yeri qoymadı – atanız İbrahimin dini dinində olduğu kimi. Ey Muhəmməd ümməti! Allah bundan Quran nazil olmamışdan əvvəl də, bunda Quranda da sizə müsəlman adını verdi ki, qiyamət günü Peyğəmbər dinin təbliği, sizin ona iman gətirməyiniz, itaət etməyiniz barədə sizə, siz də əvvəlki peyğəmbərlərin Allahın hökmlərini öz ümmətlərinə çatdırdıqları halda insanlara şahid olasınız. Elə isə vaxtlı-vaxtında namaz qılın, zəkat verin və Allaha sığının. Allah sizin ixtiyar sahibinizdir. O nə yaxşı ixtiyar sahibi, necə də gözəl imdada yetəndir! Həcc Surəsi, 78 Həqiqət beləikən, insanın din əxlaqını tətbiqin çətin olduğunu, istədiyi halda bunu edə bilmədiyini iddia etməsi, şübhəsiz bir səmimiyyətsizlikdir. Bu iddiayla da adam heç kimi aldada bilməz; ancaq öz özünü aldatmış olar. harun yahya Quran Əxlaqı Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Lâ yukellifuAllâhu nefsen illâ vus’ahâc lehâ mâ kesebet ve’aleyhâ me-ktesebetk rabbenâ lâ tu-âḣiżnâ in nesînâ ev aḣta/nâc rabbenâ velâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu ale-lleżîne min kablinâc rabbenâ velâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bihis va’fu annâ vaġfir lenâ verhamnâc ente mevlânâ fensurnâ ale-lkavmi-lkâfirîneAllah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı sevap kendisine aittir, elde ettiği suç gene kendisine ait. Rabbimiz, bizi muaheze etme unuttuysak, yahut yanıldıysak. Rabbimiz, bize ağır yük yükleme bizden öncekilere yüklediğin gibi. Rabbimiz, yükleme gücümüzün yetmeyeceği şeyi. Bağışla bizi, yarlıga bizi, acı bize, sensin yardımcımız, artık yardım et bize inanmayanlara bu iki son âyeti hakkında birçok hadisler vardır, fazileti anlatılır. Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden kapasitesinden başkasını yüklemez. Herkesin Kazandığı iyilikler lehine, kazandırdıkları veya sebep oldukları kötülükler ile, kendisine haksız şekilde kazandırılan şeyler ise kendi aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya bu Kur’an’a, akla ve vicdana dayanarak vardığımız kararlarda ve içtihatlarımızda hataen yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutarak azarlayıp cezalandırma! Rabbimiz; hadlerini aştıkları ve azıp şımardıkları için bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır sorumluluklar yükleyip bizi bunaltma! Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma! Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirgeyip acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Nusret ve muvaffakiyet verip zafere eriştir. Amin."“Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak, bizi sorgulama.” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme.” “Ey Rabbimiz! Güç yetiremiyeceğimiz yükleri bize taşıtma.” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize acı. Bizim sahibimiz ve efendimiz sensin. Senden gelen gerçekleri, örtbas eden topluluklara karşı bize yardım eyle!”Allah herkesi, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin, işlediği sâlih ameller, yaptığı hayırlar, kazandığı sevaplar lehine değerlendirilecektir. Hür iradesiyle bilerek işlediği günahlar, yaptığı kötülükler de aleyhine değerlendirilecektir. "Ey Rabbimiz, unutursak veya istemeden, bilmeden hata edersek bizi sorumlu tutma, cezalandırma. Ey Rabbimiz, bize, bizden öncekileri sorumlu tuttuğun ağır ve katı hükümlere benzer, riayeti güç sınırlamalar, altından kalkılmaz ağır mükellefiyetler yükleme. Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmediği şeyleri de yükleme. Bizi sorgusuz sualsiz affet, bizi koruma kalkanına al, bağışla, bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın, emrinde olduğumuz otoritesin, koruyucumuzsun. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhüdünü, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir kavimlere, nankör toplumlara karşı bize yardım et."bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/152; 7/42; 23/ hiç kimseye kaldırabileceğinin üstünde bir yük yüklemez. Her canın kazandığı iyilik kendi yararına, işlediği fenalıklar da kendi zararınadır. "Ey Rabbimiz! Eğer unutur veya yanılırsak bundan dolayı bizi sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilerin üzerine yüklemiş olduğun gibi bizim üzerimize de ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bizi güç yetiremiyeceğimiz bir şeyle yükümlü tutma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize rahmet et! Sen bizim mevlamızsın yar ve yardımcımızsın kâfirler topluluğuna karşı bize yardımcı ol!"Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. Kişinin nefsinin Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. 'Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.'Allah bir kimseye, ancak gücü yettiği kadar teklif eder. Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenalığın zararı da yine onadır. Rabbimiz! Eğer unuttuk, yahut kasdimiz olmıyarak hata ettikse bizi Ondan hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin musibetler gibi, bize, ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremiyeceğimiz şeyi bize yükletme, bizden çıkan günahları affet, bizi bağışla, bize merhamet buyur. Sen mevlâmız, yardımcımızsın. Artık kâfirler topluluğu üzerine bize zafer ve yardım ihsan kapasitesinden fazla hiçbir kimseye yük yüklemez. Kazandığı iyilik ona, yaptığı kötülük aleyhinedir. Onlar iyilikleri kazanmak, kötülük yapmaktan geri durabilmek için şöyle dua ederler “Ey Rabbimiz! Unutmuş veya hata etmişsek, bizi sorumlu tutma. Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri yüklenmemizi bizden isteme. Bizi bağışla, günahlarımızı sil, bize acı. Sen sahibimizsin, kâfir topluma karşı bize nusret ve yardım ver.”[Bakara suresi; insanın dünya hayatında çok boyutlu derin bir imtihana tabi tutulmasının ismidir. Ne mutlu, iman ve dua ile istikamet yolunda bu imtih... Devamı..Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkâr eden topluma karşı bize yardım et![48][48] Bakara sûresinden çıkarılacak genel ilkeler hakkında bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, III, Allah bir kimseye gücü yettiğince teklif etmekte, iyilik, kötülük hep yapanadır, Ey Tanrımız! Unutursak, ya da yanılırsak, bizleri suçlu tutma; ey Tanrımız! Bizden öncekilere yüklettiğin gibi, bize de ağır yük yükletme; ey Tanrımız! Gücümüzün yetmediği bir şeyi, bize yükleme, bizi bağışlayasın, bizi esirgeyesin, bizi yarlıgayasın, sen bizim mevlâmızsın, kâfirlere karşı bize yardım et!»Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden daha fazlasını yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik ve güzellik kendi yararınadır; yüklendiği kötülük ve vebal da kendi zararınadır. “Ey Rabbimiz! Unutarak ya da yanılarak hata edersek bizi ondan sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bize, bizden önceki toplumlara isyanlarından ve Hakka karşı direnmelerinden dolayı yüklediğin helâk ve hezimet imtihanı gibi yük yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize taşıtma! Günahlarımızı bağışla, bizi affet, bize merhamet eyle! Sensin bizim sığınıp korunabileceğimiz dostumuz. O halde yeryüzünde fesat çıkaran inkârcı topluluğuna karşı bize yardım et!”“Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize taşıtma!” Yani sorumluluğu bize yüklenen ne varsa ya da olgunlaşmamız için karşımıza ne çıkarılırsa a... Devamı..Allâh hiç bir nefse vüs’ ve iktidârından fazla yük tahmîl itmez. A’mâlinizin müktesebâtı yâ lehine veyâ aleyhine olacakdır. Mü’minler "Yâ rabbi nisyân veyâ hatâ netîcesi olarak yapdıklarımızdan dolayı bizi muâhaze itme, Yâ rabbi bizden evvel gelenlete tahmîl iylediğin yükü biz tahmîl itme, Yâ rabbi bize tâkatımızın fevkinde yük tahmîl itme, bize merhamet it, sen bizim mevlâmızsın, bize kâfir kavmine karşu nusret ihsân iyle" kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.*Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. Şöyle diyerek dua ediniz “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı hayır kendine, yapacağı şer de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! Bakara sûresi’nin son iki âyetini oluşturan ve Âmenerresûlü» diye anılan bu mübarek âyetler, ilâhî emirler karşısında mutlak itaate yönelen müminler... Devamı..ALLAH kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır sorumluluk yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükletme! Bizi hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim mevlamız efendimiz ve egemenimiz. İnkarcılar topluluğuna karşı bize yardım et!"Mevla" egemen / koruyucu / efendi kelimesi Kuran'da 18 kez geçmekte ve bunlardan 13 tanesi Tanrı için kullanılır 2286; 3150; 662; 840; 951; 1... Devamı..Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et kimseye vüs'unden öte teklif yapmaz, herkesin kazandığı lehine yüklendiği aleyhinedir, ya rabbena! eğer unuttuk veya kasdımız bize bizden evvelkilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, ya rabbena! hem de bize takatımız olmayanı yükletme, ve bizden günahlarımız afiv buyur ve bizlere mağfiretini reva, rahmetini atâ kıl, sensin mevlâmız, bizi mansur buyur artık seni tanımıyanlara karşı, kahrolsun kâfirlerAllah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. “Rabb'imiz! Unutur veya yanılırsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi büyük sorumluluk yükleme. Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Gerçeği yalanlayan nankörler toplumuna karşı bize yardım et. 1. Allah, hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile sorumlu tutmaz. Allah hiç bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendi fâidesine, yapdığı Şer kendi zararınadır. Ey Rabbimiz, unutduk, yahud yanıldıysak bizi tutub sorguya çekme. Ey Rabbimiz, bizden evvelki ümmet lere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz, taakat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden saadır olan günahları sil, bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge. Sen mevlâmızsın bizim. Artık kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et».Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı iyilikkendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Ey mü'minler! Şöyle duâ ediniz“Rabbimiz! Eğer unutursak veya hatâ edersek, bizi mes'ûl tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere onu yüklediğin gibi, bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Kendisinedayanabilmek için takatimiz olmayan şeyi de bize yükleme! Hem bizi affeyle! Ve bizi bağışla! Hem bize merhamet buyur! Sen bizim Mevlâmızsın; artık kâfirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!”Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez. O halde kişinin kazandığı kendi lehine, kaybettiği kendi aleyhinedir. “Rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutup yargılama, Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme, bize kaldıramayacağımız sorumluluklar taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Zira sığınacağımız Mevla yegâne kapı sensin, gerçekleri inkâr edenlere karşı bize yardım et.”Allah herkese ancak gücü yettiği kadarını yükler. Herkesin ettiği iyilik kendinedir, ettiği kötülük de kendine. Ey çalabımız! Biz unutacak ya da yanılacak olursak sen bizi sorumlu tutma. Ey çalabımız! Bizden öncekilere yüklediğin ağır yükü bize de yükleme. Ey çalabımız! Taşımaya gücümüz yetmiyecek olan bir yükü bize yükleme. Bizi bağışla, bizi yarlıga, bizi esirge. Sen ki bizim koruyucumuzsun, Allah’ı tanımayan kimselere karşı artık sen bize yardım et.»Allah hiçbir kimseye elinden gelmeyeni teklif etmez. Herkesin kazandığı hayır kendine, irtikâp ettiği şer de yine kendinedir. Ey Rabbimiz! [³] Şayet biz unutursak, veya yanılırsak bizi muaheze kılma. Ey Rabbimiz! Bizden evvel gelenlere yüklettiğin ağır yükü bize yükletme. Ey Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeyleri bize yükletme. Bizi bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge; sen bizim mevlâmızsın! Kâfir kavme karşı bize yardım et.[3] Mü'minlerden hikâye buyurulan dört dua buradan kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, kazandığı kötülük de aleyhinedir. Onlar “Rabbimiz unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz/zorlanacağımız şeyi bize taşıtma! Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bizim Mevlâmızsın! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! diye dua ederler.Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak, bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere günahları sebebiyle ağır sorumluluklar yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediğini yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen mevlamızsın, kâfirlere karşı bize yardım hiç kimseye, gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. İnsanın kendi özgür irâdesiyle, bilerek ve isteyerek yaptığı iyilikler kendi lehine, bilerek ve isteyerek işlediği kötülüklerde kendi aleyhinedir. İşte, sizin kabul edilen dualarınız“Ey Rabb’imiz, eğer unutur veya yanılır isek, istemeden, bilmeden işlediğimiz günahlardan dolayı bizi sorumlu tutma!”“Ey Rabb’imiz! Bizden önceki ümmetlere isyankârlıklarından dolayı yüklediğin gibi, bize de ağır görev ve yükümlülükler verme!”“Ey Rabb’imiz, güç yetiremeyeceğimiz sorumluluğu bize yükleme! İnsanın dayanma gücünü esasen aşmasa bile, bizim eksikliğimizden ve irâdemizin zayıflığından kaynaklanan sebeplerle, başarmakta zorlanacağımız, altından kalkamayacağımız ağır sorumluluklarla, dehşet verici belâ ve imtihânlarla yüz yüze getirme bizi, ya Rab! Günahlarımızı bağışla, bizi affet, bize merhamet eyle! Sensin bizim Mevla’mız, efendimiz, gerçek dostumuz! O hâlde, senin ayetlerini inkâr eden kâfir topluma karşı bize yardım eyle, ya Rab! ”Allah bir kimseyi gücü kapasitesinden başka yükümlü tutmaz. Kazandığı iyi şeyler kendisinedir, edindiği kötü şeyler de kendisinedir. ”Rabbimiz! Unutursak veya yanılırsak, bizi sorguya çekme! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağırlık yükleme! Rabbimiz! Bize güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfir Kavm’e karşı bize yardım et!”.Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Herkes yaptığı iyiliğin karşılığını alacak; kötülüğün de cezasını çekecektir... Tanrım! Yanılıp şaşarsak kızma bize,! Tanrım! Eskilere attığın kadar ağır yük atma üstümüze,! Tanrım! Takatimiz üstünde sorumluluk verme bizlere! Allah’ım! affet, bağışla, sev bizi, biricik yârimiz yardımcımız sensin, inkarcı toplumlara karşı yâr ol bize! Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiğiyle sorumlu tutar. İnsanın kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülük kendi zararınadır. İman edenler şöyle der "Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Gerçekleri inkâr edenlere karşı bize yardım et!" Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. [*] Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, kazandığı kötülük de kendi aleyhinedir. [*] “Rabbimiz! Unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük [*] yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyler yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Sen bizim [mevla]mızsın efendimizsin! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”Yüce Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez ve hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği şeylerle sorumlu tutmaz. Mâide 548, Enâm 6165 ve Talâk 65... Devamı..-Allah herkesi, ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutar. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine olduğu gibi kazandığı kötülük de kendi Onlar “Ey Rabbimiz! Eğer unutur ya da yanılırsak bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme,² bizi affet, günâhlarımızı bağışla ve bize merhamet et. Çünkü bizim tek efendimiz Sensin. Kâfir toplumlara karşı bize yardım et.” dediler.³1 Âyetin bu bölümü, ara cümle olarak araya girmiştir. Bundan sonrası ise yine yukarıdaki وَقَالُوا’nun mekûl’ül kavli’dir. Bazı müfessirler bu bölüm... Devamı..“Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! ²⁷⁸ Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze! Sen Yüce Mevlâmızsın, hakikati inkar eden topluma karşı bize yardım et!”278 Hem Hz. Musa’nın kanunlarının İsrailoğulları’na yüklediği ibadetlerin ağırlığına hem de Hz. İsa’nın kendi takipçilerine tavsiye ettiği terk-i düny... Devamı..Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kazandığı iyilik lehine ve işlediği kötülük ise aleyhinedir! “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi bununla cezalandırma!Allah kimseyi taşıyacağından fazlasıyla mükellef kılmaz.[⁵⁴⁶] Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi cezalandırma![⁵⁴⁷] Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme![⁵⁴⁸] Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi sorumlu kılma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim Mevla’mızsın; Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et![⁵⁴⁹][546] Bu âyet üç şey söyler 1 Allah herkese sorumluluk yüklemişir. Sorumlu olmayan insan yoktur, sorumsuz insan vardır. 2 Allah herkese mutlaka taş... Devamı..Allah Teâlâ bir kimseye takatından başkasını teklif buyurmaz. Herkesin kesbettiği kendi lehinedir. Ve iktisab eylediği de kendi aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk ise veya hata ettik ise bizi muaheze buyurma. Ey Rabbimiz! Ve bize, bizden evvelkilere yüklemiş olduğun gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bizim için kendisine takat bulunmayan bir şey de yükleme. Ve bizden af buyur ve bizim için mağfiret buyur ve bizlere merhamet kıl, Sen bizim mevlâmızsın. Artık kâfirler olan kavim üzerine bizlere nusret ver.»Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize! [6, 152; 7, 42; 23, 62]Bu iki âyet, bu uzun sûrenin hatimesidir. Dinin bütün esaslarına temas edildikten sonra sıra mühür basmaya gelmiştir. Sûrenin mukaddimesinde, bu kitab... Devamı..Allah, kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. "Rabbimiz, unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlamızsahibimiz, efendimizsin! kafirler toplumuna karşı bize yardım eyle!"Allâh Te'âlâ hiç bir nefsi tâkatı olmayan şeyle mükellef itmez. Gerek hayır ve gerek şer herkesin kazandığı kendi leh ve 'aleyhinedir. Sonra tarz-ı niyâz ve du'âyı ta'lîm ile Yâ Rabbî! Unutdığımız ve hatâ iylediğimiz şeyle bizi muâhaze iyleme. Yâ Rabbî! Bizden evvel olanlar üzerine oldığı gibi bizim üzerimize de ağır yükler yükleme. Bize, ona tâkatımız olmayan şeyler tahmîl itme. Bizden günâhlarımızı 'afv it ve bizi mağfiret buyur ve bize merhamet ve rahmetini ihsân iyle Sen bizim mevlâmızsın ve bizi kâfir olan kavim üzerine nusret kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. Siz şöyle dua edin “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma! Sahibimiz Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü[1] bize de yükleme! Sahibimiz Rabbimiz! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlâmız en yakınımız[2] Sensin. Kâfirlere[3] karşı bize yardım et!”[*] Isr, gelen yeni nebîye inanma görevidir. "Allah nebîlerden kesin söz almıştı "Size kitap ve hikmet veririm de sonra sizdekini tasdik eden bir elç... Devamı..Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik lehine ve işlediği kötülük ise aleyhinedir!-Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme, Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kafir topluma karşı bize yardım kimseyi gücünden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı hayır kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Unutur yahut hatâ edersek bizi cezalandırma. Ey Rabbimiz! Bize, daha öncekilere yüklediğin gibi ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeylerle bizi yükümlü tutma. Günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin; kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et.142142 Bakara Sûresinin son iki âyetinin fazileti, Peygamberimizin birçok hadisinde vurgulanmıştır. Bunlardan birinde, “Bakara Sûresinin son iki âyetin... Devamı..Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisini hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. "Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevlâ'mızsın. Gerçeği örten nankörler/inkârcılar topluluğuna karşı yardım et bize!"yükletmeye Tañrı hįç nefse, illā güci yittügine, anuñdur, ne kim ķazandı ħayr; daħı anuñ üzeredür ne kim ķazandı ya'nį şer. “iy çalabumuz! dutma bizi, eger unıdavuz yā yanılavuz. iy çalabumuz! daħı yükletme üzerümüze aġırlıķ nite kim yükletdüñ anı, anlaruñ üzere kim bizden ilerüdi. iy çalabumuz! daħı yükletme bize anı kim yoķdur gücümüz aña daħı 'afv eyle bizden; daħı yarlıġa bizi; daħı raḥmet eyle bize. sen arķa viricimüzsen; pes arķa vir bize ķavm üzere kāfirler!”Tañrı Taālā teklīf eylemez, yanī buyurmaz bir nefse, illā güci ḳazansa ẟevābı özinedür, şer ḳazansa aẕābı özinedür. İy Çala‐bumuz bize aẕāb eyleme, eger unutsavuz yā ḫaṭā eylesevüz. İy Çalabumuz yükletme üstümüze ulu meşaḳḳatlü buyruḳ. Nite kim yükletdüñ bizden bu‐run geçen ümmetlere. İy Çalabumuz daḫı yükletme bize ol nesneleri ki gü‐çümüz yitişmez anı durġurmaġa. Daḫı afv eyle bize, yazuḳlarumuzda baġışlabize, daḫı raḥmet eyle bize, sen bizüm ḫocamuzsın, nuṣret vir ve yardım vireyle bize kāfir ḳavm hər kəsi yalnız qüvvəsi yetdiyi qədər yükləyər bir işə mükəlləf edər. Hər kəsin qazandığı yaxşı əməl də, pis əməl də özünə aiddir. Mö’minlər deyirlər “Ey Rəbbimiz, bə’zi tapşırıqlarını unutduqda və ya yanıldıqda bizi cəzalandırma! Ey Rəbbimiz, bizdən əvvəlkiləri yüklədiyin kimi, bizi ağır yükləmə! Ey Rəbbimiz, gücümüz çatmayan şeyi bizə yükləyib daşıtdırma! Bizi əfv edib bağışla, bizə rəhm et! Sən bizim ixtiyar sahibimizsən mövlamızsan. Kafirlərə qələbə çalmaqda bizə kömək et!”Allah tasketh not a soul beyond its scope. For it is only that which it hath earned, and against it only that which it hath deserved. Our Lord! Condemn us not if we forget, or miss the mark! Our Lord! Lay not on us such a burden as Thou didst lay on those before us! Our Lord! Impose not on us that which we have not the strength to bear! Pardon us, absolve us and have mercy on us, Thou, our Protector, and give us victory over the disbelieving no soul doth Allah Place a burden greater than it can bear340. It gets every good that it earns, and it suffers every ill that it earns. Pray "Our Lord! Condemn us not if we forget or fall into error; our Lord! Lay not on us a burden Like that which Thou didst lay on those before us341; Our Lord! Lay not on us a burden greater than we have strength to bear. Blot out our sins, and grant us forgiveness. Have mercy on us. Thou art our Protector; Help us against those who stand against faith."340 Cf. 2233. In that verse the burden was in terms of material wealth; here it is in terms of spiritual duty. Assured by Allah that He will accept f... Devamı.. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Kul in kuntum tuhibbûnaAllâhe fettebi’ûnî yuhbibkumuAllâhu veyaġfir lekum żunûbekumk vaAllâhu ġafûrun rahîmunDe ki Allah'ı seviyorsanız bana uyun da Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı yarlıgasın. Allah yarlıgayıcıdır ve rahimdir.Ey Resulüm! De ki “Eğer gerçekten Allah’ı seviyorsanız bu iddianızı ispat etmek üzere Bana sünnetime ve hayat sistemime tâbi ve teslim olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlayıversin. Allah Gafûr ve Rahim’dir.” [Not Hz. Peygamberimize “Allah’ı seviyorsanız, O’nun Kitabına uyun” yerine “Bana tâbi olun” buyrulması; Sünnete ittiba ve itaatin gereğini ve önemin... Devamı..De ki, ey peygamber! “Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin, zira Allah çok affeden ve çok acıyandır.”Onlara “Siz Allah'ın affına mazhariyet istiyor, Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olun, benim sünnetime uyun, uygulayın ki, Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın. Allah kullarını koruma kalkanına alan, çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.” ki "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir."De ki 'Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.'Rasûlüm, şöyle de “-Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”De ki “Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki; Allah da sizi sevsin. Ve günahlarınızı affetsin. Allah Gafur ve Rahimdir. Yani; Allah’a inandıktan sonra kâfirlere uyulmaz. Allah’ı sevmenin belirtisi, O’nun elçisine uymaktır. Tevbe kapısı açıktır. Yanlış yolun neresinden dönülse kardır.Ey Peygamber, de ki “Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.”Diyesin ki Allahı eğer seviyorsanız, bana uyunuz, o da seve sizleri, bağışlaya sizin günahlarınızı; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı»De ki “Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Bkz. 5/54Âyette geçen “Allah’ı seviyorsanız” ifadesi, imanın sevgiye dönüşmesi ve sevginin üzerinde inşa edilen kulluğun tekâmül etmesi bakımından dik... Devamı..Ânlara di ki "Allâh’ı sever iseniz bana tâbi’ olunuz, sizi sever ve günâhları ’afv ider, gafûr ve rahîmdir."De ki "Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder".De ki “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”Resûlüm! De ki Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve ki, " ALLAH'ı seviyorsanız beni izleyin ki ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir."De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve ki eğer siz Allahı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı mağfiretle örtsün, Allah gafurdur, rahîmdırDe ki “Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.Habîbim de ki Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir».Habîbim, yâ Muhammed! De ki “Eğer Allah'ı seviyorsanız, o hâlde bana tâbi' olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı size bağışlasın!”2 Çünki Allah, Gafûr çok bağışlayandır, Rahîm çok merhamet edendir.2“*قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ [De ki Eğer Allah’ı seviyorsanız, o hâlde bana tâbi olun ki, Allah ... Devamı..Deki “ Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve yaptığınız hatalarınızı size bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.”De ki Eğer siz Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı yarlıgasın. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.»30, 31. Herkes iyilikten, kötülükten ne işlemiş ise hepsini hazır bulduğu günde kendisi ile kötü iş arasında pek uzak bir mesafe bulunmasını temenni eder. Allah sizi kendinden hazer ettirir. Allah kulları hakkında pek esirgeyen ki “Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.”De ki “Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affedici ve merhamet edicidir.”Ey Muhammed! Allah’ı sevdiğini iddia eden ve O’nun sevgisini kazanmak isteyen kimselere de ki“Eğer siz gerçekten de Allah’ı seviyorsanız, Allah’ın emirlerini size ileten bir elçi olarak bana ve bana indirilen Kur’an’a uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı Allah, pişmanlıkla tövbe edildiği takdirde, en büyük günahları bile bağışlayandır, merhamet ki -“Allah’ı seviyorduysanız, bana tâbi’ olun ki Allah da sizi sevsin; günahlarınızı bağışlasın! Allah rahîm gafûrdur”.De ki " Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun; Allah da sizi sevip günahlarınızı bağışlasın ". Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir. De ki "Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." De ki “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki [*] Allah da sizi sevsin ve sizin için günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”Bu buyruk, Yüce Allah’ın sevgisini kazanmak ve kurtuluşa ermek için Hz. Muhammed’e uymanın gerekliliğinin apaçık delilidir. Bu ayet Arâf 7157, 158 v... Devamı..Ey Muhammed! “Eğer siz, Allah’ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, pek de merhamet edicidir.” Bu âyet, müşriklerin; “biz, Allah’ı severiz. Şu putlara ise sadece Allah’a yakınlaşmak için taparız.”, Yahûdîlerin; “biz, Allah’ın dostları ve oğull... Devamı..De ki [ey Peygamber] “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin; zira Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.”De ki “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. 4/80, 47/33, 3/132DE Kİ “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız beni izleyin ki Allah da sizi sevsin; ve günahlarınızı bağışlasın! Zira Allah çok bağışlayandır, eşsiz merhamet kaynağıdır.”[⁵⁶⁸][568] Muhabbet mahlukat ağacının tohumudur habbe. Zımnen Eğer Allah’ı seviyorsanız, bunun bedeli Elçi’yi izlemektir. Allah’ı sevenden Allah’ı izlem... Devamı..De ki Eğer Allah Teâlâ'yı seviyor iseniz bana ittiba ediniz ki, Allah Teâlâ da sizi sevsin ve sizin için günahlarınızı yarlığasın. Ve Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.»Ey Resulüm, de ki “Ey insanlar, eğer Allah'ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir! çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir. Allah’ı sevmek, insanın yaratılışının en yüce hedefidir. Dolayısıyla İslâm’ın insanları kendisine doğru sevk ettiği en yüksek gayedir. Bu âyet şu kesi... Devamı..De ki "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."Yâ Muhammed onlara di ki Eğer siz Allâh Te'âlâ'yı seviyor iseniz bana tâbi' olunuz ki Allâh da sizi sevsün ve günâhlarınızı bağışlasun. Cenâb-ı Hak kendine itâ'at ve rasûlüne mütâba'at idenleri mağfiret ve rahmet idicidir. [¹][1] Necran'dan gelen hıristiyan hey'et erkânı "Biz Allâh'ı severiz ve onun içün oğlı 'Îsâ'ya 'ibâdet ideriz" didikleinde bu âyet-i kerîme nâzil oldı.... Devamı..De ki "Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Bağışlaması çok, iyiliği bol olan Allah’tır".De ki-Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhamet ki Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet ki "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir."eyit “eger olasız seversiz Tañrı’yı; uyuñ baña, seve sizi Tañrı; daħı yarlıġaya sizüñ-içün yazlıķlaruñuzu. daħı Tañrı yarlıġayıcıdur, raħmet yā Muḥammed Eger siz Tañrı Taālā[yı] severseñüz baña uyuñuz, ḥattā ki seve sizi Tañrı Taālā, daḫı baġışlaya size ṣuçlaruñuzı, Tañrı Taālāyazuḳlar baġışlayıcıdur ve raḥmet eyleyicidür.Ya Rəsulum! De “Əgər siz Allahı sevirsinizsə, mənim ardımca gəlin ki, Allah da sizi sevsin və günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, mərhəmətlidir!”Say, O Muhammad, to mankind If ye love Allah, follow me; Allah will love you and forgive you your sins. Allah is Forgiving, "If ye do love Allah, Follow me Allah will love you and forgive you your sins For Allah is Oft- Forgiving, Most Merciful." Merhaba kaynatasız. Allah'a inanmasa intihar edecek olan birinin yazdıklarını okuyacaksın. Bu bir şikâyet yazısı. Kendimden şikayet yazısı. 1 aydır babamı yeniden görmeye başladım rüyalarımda. Sebebi çok basit, onun gibi güvenilecek birini arıyorum. Bunun bünyemdeki yoksunluğu o kadar arttı ki, uyanıkken geçirdiğim krizlere ve çektiğim sancılara, bir de uykudayken gördüğüm rüyalar eklendi. Yapamıyorum çünkü, çok güçsüzüm artık. Evet ben ne biçim erkeğim di mi, bunu kendim de diyorum kendime ama durum bu. Yapamıyorum. Olmuyo. Benim meselem baba özlemi değil, çocukluğumdan beri alıştığım bir şeyin yoksunluğu. Yoksa bu kırılganlığıma babamı mazeret etme niyetinde değilim. Bak hacı bu babam olacak orospu çocuğu Porsche gibi bir şeydi. Porsche çok değerlidir ve ona sahip olmak çok az kişiye nasip olur ya hani, ha işte öyle. Ben hayata gözlerimi bu pezevenkle açtım. İnsanın kendini bilmeye başladığı dönem genellikle 4-5 yaşlarıdır, zaten öncesini de hatırlamayız genellikle. İşte kendimi bilmeye başladığımdan beri bu orospu çocuğu bana öyle bir güven duygusu verdi ki, ben hayatın tek başına yaşanan bir şey olduğunu anlamadım. Bana yalnızlığı zerre kadar göstermedi bu adam. Yalnızlık nedir bunu zerre kadar öğretmedi, hissettirmedi. Satılmak nedir, yarı yolda bırakılmak nedir, insanların sana güvenmemesi nedir, bunları hiç bilmedim. Bunlar bana sadece rüyada ve filmlerde olan çok sıradışı olaylarmış gibi geldi. İşte bu orospu çocuğunun bana hiç öğretmediği tüm bu şeylerin aslında hayatın rutini olduğunu eşek kadar adam olduktan sonra öğrenmek zorunda kaldım. Ve bu saatten sonra yapamıyorum. Ağır geliyor. Her rutinin üstünde şok etkisi yarattığını düşün. Beynim sikiliyor. Yumurtayı suyun içinde ağır ağır haşlamaya başlarsan hiçbir sorun olmaz, ama önce suyu kaynatır, sonra da buzdolabından çıkardığın yumurtayı lönk diye o kaynar suya atıp haşlamaya kalkarsan, o yumurtanın çatlama ihtimali artar. Ha işte, çatlıyorum ananı sikeyim çatlıyorum yeter. Sürekli buzdolabından kaynar sulara atılıyorum. Etrafa su sıçratan musluğu tamir etmek yerine musluğun ağzına kesik hortum parçası takan dede misali, ben de kendimi tamir etmek yerine kendimi idare ettirebileceğim çözümler geliştirmeye başladım. Babamı başka insanların yerine koyarak onları idealize ettim. Birçok insanı o zannettim. Ona güvendiğim gibi güvendim. Olmadı. Hayatındaki insanlara bu kadar anlam yüklersen sıçarsın, zira o yüklediğin anlamın ağırlığını kaldıracak hiçbir insan yok hayatta. Bir de birinci dereceden akrabayla kurulan o bağ, başkalarıyla kurulmuyor. Bunun imkânı yok. İmkânı yok zira hayatımıza giren insanlarla onlardan bir çıkar sağlamak için ilişki kurarız, bu yakın akraba ilişkisindeki ilişkiden çok farklı ve onun saflığının yanında çok şerefsizce bir durum. Bak mesela geçen gece içmişim, eve yürüyorum. Karşı kaldırımdan bir travesti seslendi, "Yakışıklı bir sigara da bana versene" dedi. Gel abla gel dedim, geldi yanıma yaktım verdim sigarasını. "Allah seni sevdiğine bağışlasın" dedi. "Abla, Allah çok büyük di mi?" dedim. "Evet canım, öyle" dedi. Bende de alkolün etkisiyle fazla bir insan sevgisi, fazla bir iyimserlik vardı, "Gel sana bir sarılayım ya" dedim. Sarıldık bunla, sonra ben ellerimi muhtar gibi arkada birleştirip evin yolunu tuttum. 5-10 saniye sonra arkamdan gelip omzuma dokundu bu, "Gel istersen şurada konuşalım" dedi. "Yok abla, benim o taraklarda bezim yok" dedim, bu da "he afedersin" deyip gitti sonra. Amına kodumun karısına bak sen hele, ben ne dünyadayım, o hâlâ rızkının peşinde. Hâlâ beni sikmeye çalışıyo. İnsan ilişkilerim işte babamdan sonra aynen bu şekilde yürüyo. Yolda karşılaştığım travestisinden tut, hayatıma en fazla soktuğum insana kadar olan şey hep bu oldu. Ben ondan güven bekliyorum, yani kendi çıkarımın peşindeyim, karşımdaki de yine kendince benden faydalanmayı bekliyor, yani o da şahsi çıkarının peşinde. Ben o güveni bulamazsam karşımdakine de fayda sağlayamıyorum ve karşımdakinin amacı da benden faydalanmak olduğu için o güveni hissetmem imkânsız oluyor. Kısır döngüsünü siktiğimin çıkar çatışması içinde kendime bir baba bulamıyorum yani. İmkansız çünkü. Burada suçladığım travesti veya hayatımdaki insanlar değil, bizzat kendimim. Çünkü yanlış bir iskeletin üstüne bir şeyler inşa etmeye çalışıyorum. Hâlâ hayatımın merkezine başka insanları koyarak ayakta durmaya çalışıyorum. Oysa benim tek kurtuluşum, hayatımın merkezine Allah'ı koymak. Bunu ara ara yapabiliyordum ama artık hiç yapamıyorum. Çünkü hiç gücüm kalmadı. Hem de hiç kalmadı be hacı. Ve bir insanın ne olduğu zor dönemlerinde ortaya çıkıyorsa, ben galiba yavaş yavaş kaybediyorum sınavı. Gidişat iyi değil. 25 yaşına geldim. Çok büyük bir yaş değil ama böyle çocuk olmak için çok büyük bir yaş. Ben hala babamı arıyorum. Arıyorum çünkü tadını biliyorum. Yoksunluğunu çok hissediyorum artık. Hiçbiriniz durduk yere eroin aramazsınız, eroini ancak müptelası, yani tadını önceden almış olan arar. İşte bu sebeple sahip olup da kaybetmek, hiç sahip olmamaktan çok daha ağırdır. Geçen gün yürürken yavru bir köpek takıldı peşime. Pıtır pıtır yürüyordu piç kurusu arkamdan. Baktım yanda benzinci var, içeride ofis gibi bir yerde iki adam oturmuş konuşuyor. Girdim oraya, "Abi" dedim, "Kusura bakmayın ben köpekten korkarım da, şu az ileride bir köpek var o gidene kadar burada bekleyebilir miyim?". Böyle bir 2-3 saniyelik sessizlikten sonra "Tabi canım tabi, geç otur sen, hani nerede köpek?" dedi adam. "Az ötede ya gider şimdi, kusura bakmayın sizin de muhabbetinizi böldüm" dedim. "Olur mu canım insanlık hali" dedi adam. Bir şey diyeyim mi hacı, köpekten korkmadım. Sırf o ofiste konuşan adamlardan şu şefkati görmek için yaptım bunu. O an öyle ihtiyacım vardı ki buna. O Şimdi Asker filminde alkol bulamayıp kolonyayı kafaya diken Mehmet Günsür hesabı, böylesi saçma bir şekilde de olsa şefkat görmeye ihtiyacım vardı. Anlıyor musun amına koduğum, ölüyorum diyorum sana. Yapamıyorum. Ben çok garipsiyorum olum hayatı. Her şeyin bu kadar büyük güvensizlik üstüne kurulu olması bana normal gelmiyor. Hayatımız çok yapay ve bu hayatı dışarıdayken normal karşılıyormuş rolü yapıyoruz ya, bu daha da garip geliyor. Bak geçen yaz ara sıra sokakta uyudum. Dur hatta ben belgelerle konuşurum amına koyim. Şimdi diyeceksin ki neden dışarıda uyuyorsun, çünkü psikopatım, çünkü derdim var, sanane orospu çocuğu. Neyse uyumadan evvel genellikle etrafı seyrettim. Yanımdan geçen insanlara baktım. Hani normalde insanlar bakarlar ama göremezler ya, işte bu sefer herkes benim orada olduğumu görüyordu ama kimse bakmıyordu. Benim orada olmamı istemiyorlardı. Rahatsızlık veriyordum. Güvensizlik veriyordum. O esnada en istemedikleri şey benimle göz göze gelmekti. Hatta Facebook'una "Soma " yazıp hümanist duygularını kabartan amcık ağızlılar da yanımdan geçip yüzüme bakmıyorlardı. Çünkü artık güven denen şeyin anasını siktiler. Kalmadı o. Bitti. Daha doğrusu, bu zaten bitmiş de, ben yeni yeni öğreniyorum bunu. Ve bizden bu kadar ters bir şeyin normal karşılanması bekleniyor ya, ben de bunu anlamıyorum. Olum güvenmeden nasıl yapacağız bu işi? Bak ben buraya kadar kaldırabiliyorum, en fazlası bu, güven olmadan ötesine geçemiyorum. Güvence demiyorum anasını satıyım, o mümkün değil zaten, güven arıyorum ben lan. O kadar ütopik bir şeyin mi peşindeyim amına koyim? Allah'a çok inanıyorum ben. Çok da güveniyorum. Saçma sapan bi herif olmama rağmen hep dört ayak üstüne düşürüyo beni mesela, yoksa ben tek başıma hayatta bile kalabileceğimi zannetmiyorum. Ama işte, nedense onu hayatımın merkezine koymayı bu kadar güvensizliğin ve yalnızlığın içinde beceremiyorum. Bu bir mazeret veya özür değil, sadece var olan durum. Allah kuluna yetmez mi ayetiyle çok zıt düşüyorum, ama durum bu. "Onlar zora da gelemezler" ayetinde de benim gibi denyolardan bahsediliyor, ama durum bu. Ve tek çarem yine O'nun yardımı. Biliyorum ki Meryem'e doğum sancısını verip yanında hurma ağacını da veren, bana da sıkıntının yanında ilacını da verecek. Çünkü zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak vardır. Tüm bunları biliyorum, ama mücadele edecek gücü kendimde bulamıyorum. Çok güçsüzüm. Perişanım. Rüyadayken rüyada olduğunu anladığın oluyor mu? Lucid dream diyorlar buna, manyakları var bunun, rüyada Adriana Lima'yı sikecem diye uğraşıp duran, bildiğin buna vakit ayırıp egzersiz yapan herifler var. Bu lucid dream denen şey bana kendiliğinden oluyor, epey de sık oluyor. Ve rüyadayken rüya gördüğümü anladığımda her seferinde ne yapıyorum biliyor musun? Kendimi öldürüyorum. Ya yüksek bir yerden atlıyorum, ya bir silah bulup kafama sıkıyorum, ya da bıçakla boğazımı kesiyorum, o anki rüyanın koşulları içinde nasıl kendimi öldürebilirsem o şekilde öldürüyorum kendimi yani. Çünkü rüyada ölürsen uyanırsın. Kendimi uyandırmak için öldürüyorum rüyada. Çünkü rüyada acı var, karmaşa var, mücadele var ve biliyorum ki bu rüya denen şey zihnimde gerçekleşen, sonu olan bir oyun. E böyle anlamsız bir oyun uğruna bu kadar acı çekmenin ne alemi var? İşte bu hayatın da sonu yok oluşsa, çektiğimiz tüm acılar haybeyedir. Hiçbir anlamı yoktur. Eğer sonu yok oluşsa hayat, süresi uzatılmış bir rüyadan başkası değildir. Ben bir seçim yaptım, ya anlamsızlığı ya da her şeyin bir anlamı olduğunu seçecektim. Yaşadıklarım ve gördüklerimden sonra Allah'a inanmaktan başka şansım kalmadı, ve dolayısıyla sike sike her şeyin bir anlamı olduğunu kabul ettim. Rabbim, efendim, Allah'ım, biliyorsun ben kendimi rüyada bile öldürüyorum. Ve bu da demektir ki sonu olduğunu anladığım her şeyden seve seve, dünden razı bir şekilde vazgeçebilirim. Ve bu da demektir ki sonu olduğunu gördüğüm hayattan vazgeçmememin tek sebebi senin ötesini vadetmendir. Ve bu da demektir ki sırf senin rızan için yaşıyorum. Öyleyse bana yardım et. Yardım et Allah'ım. Ölüyorum. Cinlerin Musallatını Nasıl Anlarız Belirtileri Oldukça merak edilen konuların biriside cin musallatıdır,kendisinde böyle birmusallat olup olmadığını öğrenmek isteyenler için faydalı bir konu olacağı insan bedenine girebildiği bir gerçektir Bunların bedene giriş yolları ve bedende olduklarının alametleri vardır Cinlerin insan bedeninde olduklarının alametleri şunlardır 1. Cin bedennin tamanına girerse bedende ağrı , sancı ve titreme olur bazen bu uyuşukluk olarak ortaya çıkar 2. Cin bedenin bir uzvuna girer ve orada belli bazı hastalıklar olur mesela bazen kısmi felç gibi el veya ayaklar tutmaz hareket edemez 3. Uzun zamandır bedendedir , fakat vücutta herzaman durmaz gelir vurur ve gider Cinler insan bedenine nasıl girer ve nerede durur? İbni Abbas radiyallahu anh şöyle buyuruyor “Cinler ateşin duman tarafından yaratılmıştır” Duman ise insan vücuduna rahatlıkla girebilirsigara dumanının girmesi gibi Çoğunlukla beyinde karar kılarlar Çünkü Oradan diğer uzuvlara hükmetmesi daha kolay olur Hastanın dilinden konuşan bazı cinlerde , beyinde olduklarını haber verirler Cinler beyne girip yerleştikleri gibi , vücudun herhangi bir yerinede girip yerleşebilir, ağrı ve sancıya sebep olabilirler Fakat bu ağrı ve sancılar cinlerden kaynaklanabileceği gibi tıbbide olabilir Hastada bu alametlerin hiç biri olmasada bedende cin olduğu anlaşılabilir Şöyleki; hastanın sağ kulağına ezan okunmaya başlayınca açık alametler görünmeye başlar Hastanın bayılması, çığlık atması, titremesi, ellerini gözlerine kapatması, ağlaması gibi Cinin hazır olduğunu nasıl anlarız? Cin eğer hastanın içinde ise okunma esnasında şu alametler zuhur eder * Cin bağırmaya başlar, sızlanır, hatta cinnin durumuna göre hastanın dilinden konuşur * Hasta sağa sola sert bir şekilde bakmaya başlar yada gözlerini kapatır * Vücudu titremeye başlar, sağa sola döner * Hasta bayılır ve cin hastanın dilinden konuşur Bazende cin adını söyler Cinleri evden uzaklaştırmak Cinler bazen evlerde gözükerek , bazende ev halkına eziyet ederek rahatsız ederler Hatta evin içine pislik, taş gibi şeyler atarlar Bazan evde 5 kişilik yemek pişer 10 kişi yiyormuş gibi çabuk biter Bazen evde 3- 4 kişi olduğu halde on kişi varmış gibi fazla ses çıkar Sayılan bu evler ya kimsesiz evlerdir ki , cinler orada mesken kurarlar, yahutta içindeki insanlar islâmı yaşamadıklarından o evin malından , evladından ve hanımından istifade ederler onlara ortak olurlar Allah’u Teale Kur’an-ı Mecidinde mealen ” Onlara mallarında ve evlatlarında ortak ol” buyurmaktadır İnsan İslamdan uzaklaşınca bu ortaklık her zaman olabilir Allah’a sığınırız Şeytanlar ve cinler insanların bulunduğu mekanda bulunabilir ve beraberce yaşarlar Şeytanlar insanlarla beraber eve girip aynı evde hatta aynı yatakta uyuyabilirler şöyleki evde kullanılmayan yataklar bir süre sonra onların kullandığı bir yatak haline gelebilir Şeytanların sizin evinizde kalmasını istemiyorsanız eve girerken sağ ayakla ve besmele çekerek girmeniz gerekir bu durumda sizin evinizi mekan edinemezler Siz yemek yerken sağ elle ve başlarkende besmele ile başlarsanız sizin yemeğinize ortak olamayacaklar, Hanımınızla birlikte olurken ” Allahümme inni euzü bike cenn—-ş şeytane ve euzübike ma razektena” demeli ve duhul esnasında besmele çekilmeli bu durumda hanımlarınızdan ve çocuklarınızdan onlara pay vermemiş olursunuz Evet yanlış anlamadınız sizinle beraber cinler/ şeytanlar cisi münasebette bulunabilir bunu ancak yukarıdaki şekilde yaptığınız taktirde engellersiniz ve cinsi münasebet esnasında mutlaka yorganın altında olun yahut en azından üzerinizde bir örtü bulundurun Allah Rasülü SAV “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz” buyurmaktadırMüslim Namaz kılınmayan, Kur’an okunmayan ev mezar gibi olmuştur Bu eve şeytanlarda cinlerde rahatça girip cirit atarlar böyle bir evden cinler uzaklaştırılmak istendiği zaman, o cinlere evi terketmeleri için üç gün mühlet verilir Evden gitmeleri ve ev halkından kimseye gözükmemeleri istenir Eğer gitmezlerse bolmiktarda su alınır, eller suyun içine konulur, ağız iyice suya yaklaştırılır ve okuma bitinceye kadar öyle durularak şu dualar okunur Önemli not Benim tavsiyem öncelikle evinizde sabahları ve akşamları bir tutam üzerlik tohumunu bir şeyin üzerinde yakarak dumanının evin her tarafına yayılmasını sağlayın mesela bir teneke kutu olabilir tüpün üzerine koyun içine bir tutam üzerlik tohumu ek olarak bir miktar ak günlük ekleyebilirsiniz cinler orasını terkeder Eğer direkt olarak okuma yaparsanız cinler evi dağıtabilir evde cam eşyası ne varsa hepsini kırabilir onun için ilk önce üzerlik tohumunun yakılmasını tavsiye ederim eğer hala terketmezlerse o zaman okuma yapılır eğer suya bir miktar sirke katılırsa daha tesirli olur Suyun dökülme usülüde tuvalet ve banyo hariç bütün pervazlara bir miktar serpilerek suyun hertarafa dökülmesi sağlanır Suyu döktükten sonra 4-5 saat süreyle evi terkedin eve hiç kimse girmesin bu zaman zarfında evde birini görürlerse onu çarpabilirler Okunacak Ayetler sırasıyla şunlardır 1- Fatiha; Bismillahirrahmanirrahıym Elhamdülillahi rabbi alemiyn ErrahmânirrahıymMaliki yevmiddiyn İyyâkena’büdü ve iyyakenestaıyn İhdinassıratal mütekıym Sıratalleziyne en’amte aleyhim gayril mağdzubi aleyhim veledzaalliyn 2- Bakara süresinin ilk dört ayeti Elîf, Lâm , Mîm Zelikel kitâbü lâraybe fîhi hüdenlilmüttekıyn Elleziyne yü’ minune bil gaybi ve yukıymunessalate ve mimma razeknâ hüm yunfikun Velleziyne yü’minune bima ünzile ileyke vema ünzile min kablike ve bil âhıratihün yüükınûn 3- Ayet-el kürsî Allahü lâ ilahe illa hüvel hayyül kayyûmü lâ te’ huzühü sinetün vela nevm Lehü mâ fissemâvati vema fil erdz Men zellezî yeşfe’u iyndehü illa bi iznihi ya’lemu ma beyne eydihim vema halfehüm vela yuhıytune bişeyim min ı’lmihi illa bima şâ e vesia kürsiyyühüssemavati vel erdz Ve lâ yeûdühü hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym 4- Bakara süresi 285-286 ayetlerAmerrasülü Âmenerrasulü bima ünzile ileyhimirrabbihi vel mü’minûn Küllün âmene billahi ve melâiketihi ve kütibihi ve rusülihi lânüferrikubeyne ehadimmirrusülih, Ve kalû semi’na ve eta’na gufraneke rabbena ve ileykel masıyr La yükellifullahü nefsen illa vüs’ahê lehea ma kesebet ve ileyhea mektesebet rabbena lâ tüeahıznâ innesiynâ ev ehta’na Rabbena vela tehmil aleyna iısran kema hameltehü alelleziyne min kablina Rabbena vela tühammilna mâ lâ tâ katelena bih va’fü annâ veğfirlena verhamnâ ente mevlâna fensurnâ alel kavmil kâfiriyn 5- Alî İmran 18 Ayet Şehidallahü ennehü lâ ilahe illâ hüve vel melâiketü ve ülül ılmi kâimem bil kıst Lâ ilahe illâ hüvel aziyzül haküym 6- Âraf 54 Ayet İnne rabbekümüllahüllezî halakassemâvâti vel ardza fî sitteti ayyamin sümmestevâ alel arşi yüğşilleylennehara yatlübühü hasisen veşşemse vel kamera vennücume müsahharatim biemrih Elâlehül halku vel emr Tebarakellahü rabbül âlemiyn 7- Mü’minûn süresi son 113ten 118 ayete kadar Efehasibtüm ennema halekaküm abesen ve enneküm ileyna la türce’ûnFete’alalahül melikül hakku Lâ ilahe illa hüve rabbül arşil keriym Vemen yed’û me’allah, ilâhen âhara lâ bürhane lehû bihi feinnemâ hisabühü ıynde rabbih İnnehü Lâ yüflihül Kâfirun Ve kurrabbiğfir verham ve ente hayrurrahimiyn 8- Saffat Süresi 1-10 ayetleri Vessâffati saffen, fezzacirati zecran fettaliyati zikran inne ilaheküm ilahün vahid Rabbssemavati vel ardzı vema beynehüma ve rabbül meşarık İnnâ zeyyennessemâeddünya biziynetinil kevakib Ve hifzam min külli şeytanim marid La yessemme’ûne ilel meleil e’alâ ve yükzefune min külli canib Dühuranvelehüm azeabün vasib İllâ men hatıfel hatfete fe etbe’ahü şihabün sâkib 10- Haşr süresi son üç ayeti Lev enzelnâ hazel kur’ane âlâ cebelin leraeytehû haşiam mütesaddiam min haşyetillah Vetilkel emsalü nadzribüha linnasi le’allehüm yetefekkerûn Hüvallahüllezî la ilâhe illâ hü Âlimül gaybi veşşehadeti hüverrahmanürrahiym Hüvallahüllezi lâ ilahe illa hü Elmelikül kuddüsüselamül mü’minul müheyminülaziyzül cebbarul mutekebbir Hüvallahül halikul bariül müsavviru lehül esmaül hüsna yüsebbihu lehü ma fissemavati vel erdzi ve hüvel aziyzül hakiym 10- Cin süresi’nin tamamı 11- İhlas Bismillahirrahmanirrahiym Kul hüvellahü ehad Allahüssamed Lem yalid Velem yüüled velem yakün lehü küfüven ehad 12- Felak Bismillahirrahmanirrahiym Kul euzü birabbil felak Min şerri mâ halakVe min şerri gâsıkin izâ vekab Ve min şerrinneffaseati fil ukad Ve min şerri hasidin izea hased 13- Nas süresi Bismillahirrahmanirrahiym Kul eûzü birabbinnasi melikinnasi ilahinnas Min şerril vesvasil hannas ellezî yüvesvisü fî sudürinnas minel cinneti vennâs Cin Çarpan insanda uykuda olan rahatsızlıklar 1. Uzun süre sağa sola döner uyuyamaz. Ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilir. 2. Sebepsiz yere üzülür, gece boyunca sıkılır durur. 3. Bazı insanları gördüğünde , onlardan çok sıkılır. Sanki bir yerden yardım beklerde, o yardımı göremez. 4. Çok korkunç rüyalar görür 5. Rüyasında kedi, köpek, kurt, tilki, aslan, inek ve fare gibi tuhaf tuhaf hayvanlar görür. 6. Görülen korkunç rüyalar genellikle ya karanlık yada alaca karanlık bir ortamda bir ortamda geçer. 7. Farkında olmadan dişlerini sıkar. 8. Uykuda çok ağlar, çok güler veya çığlık atar. 9. Uyurken Ah vah eder. 10. Uykuda şuursuz olur. 11. Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur. 12. Rüyasında kendini kabirde, pis yerlerde, korkunç yollarda görür. 13. Garip insanlar görür. Mesela Siyah çok kısa veya çok uzun boylu gibi. 14. Çizgiye benzer çok tuhaf şeyler görür. 15. Uyandığında kendini toparlaması zor olur bir süre uykunun ağırlığı üzerinde devam eder. 16. Uyanırken çok zor uyanır. Cin Çarpan insanda uyanıkken olan rahatsızlıklar * Sebepsiz baş ağrıları. * İbadet etmekte ve Allah’ı zikirde zorlanma Büyü yapılmış olan birisi vardı kendisi camide müezzinlik yapıyordu. Başkasına yapılan sihir yanlışlıkla kendisine gitmiş tavuk kendisine yedirilmiş ve göğüs tarafına köpeğin birisi pençelerini geçirmişti. Öyle sıkı yapışmıştıki Camide müezzinlik yapan o zat besmeleyi çekemiyordu. * Beyin yorgunluğu * Kasılma ve çabuk sinirlenme * Tembellik * Herhangi bir uzuvda doktarların bulamadığı bir ağrı veya sancı. Birazda cinlerden bahseder misiniz? Cinler nasıl varlıklardır, kaça ayrılırlar, Cinsleri nedir? İsimleri var mıdır? Onlarda aynı bizim gibi bizim evlerimizde yaşarlar. Evlerde yaşayanların adına AHMAR denir. Akşam ezanı okunduktan sonra onların dünyası ile bizim dünyamız iç içe geçer. Ayet-i Kerimelerde de sabittir. Bir sürü surede bahsedilir. Cinler aynı bizim gibi yaşarlar. Hıristiyan olanları, Musevi olanları, Ateist olanları, Müslüman olanları vardır. Erkekleri-dişileri vardır. Çocukları olur, aynı bizim gibi ürerler. Mesela çocukları enteresandır, kırk yaşına kadar anne sütü emerler. En az dört yüz, dört yüzeli, en fazla da iki bin sene üç bin sene hatta Ad kavminden bu yana yaşayanları bile vardır. Çok hızlı hareket ederler. Peygamber Efendimiz doğduktan sonra yavaş yavaş iç bölgelere yani sulak yerlere yerleşmeye başlamışlardır. Dağlarda yaşayanları da var. Suda yaşayanları var. Havada uçanları var. İşte AHMAR dediklerimiz evlerde yaşarlar. Kimlere musallat olurlar? Genellikle tek başına yaşayanlara musallat olurlar. Mesela uzun süre kullanılmamış evleri sahiplenirler. O evlere perili ev dermelerinin sebebi budur. Uzun süre kullanılmazsa hemen o eve yerleşirler. Hani ahşap binalar oluyor ya, köhne evler, genelde oralarda yaşarlar. Müslüman olanları da insanlara zarar vermemek ve kendileri zarar görmemek için tavanlarda durur. Müslüman olanları da Müslümanları diğerlerine karşı korurlar, savaş verirler. Evlerde nerelerde konuşlanırlar? Yatak odasında pek olmazlar. Onların yaşam bölgeleri tuvaletler ve banyolardır. Mutfaklarda da olabiliyorlar. Sıcak su filan dökmeyin der ya büyükler, sıcak su çocuklarına zarar verir, onları yakar. Ama onlar zaten ateşten yaratılmışlar. Sıcak nasıl onları yakıyor. İnsanda topraktan yaratılmıştır ama başına taş gelince canı yanar, onun gibi… İnsanlar bilmeden üzerlerine oturuyorlar, kalkıyorlar bu çarpılmalar onlardan yaşanıyor. Genelde çocuklarına zarar verdiği için insanlara zarar veriyor. Özellikle insan idrarı onları felç eder. Buna çok kızıp o insana zarar verirler. Böyle suçlu bulundukları için cin mahkemelerine çıkan insanlar vardır. Aynı buradaki mahkemeler gibi mahkemeleri vardır. Doktorları vardır. Yaşam şekilleri bize çok benzer. Yoksa Allah, ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler ayetini kullanmazdı. İnsan şekline de girebiliyorlar, onları insandan nasıl ayırt edebiliriz. Çok hızlı nefes alışverişleri vardır. Oradan belli olurlar. Birde ayak parmakları topuk tarafından terstir. Oradan tanınırlar. Peygamber efendimizin şekline ve koç kılığına giremezler. İnsanlara intikalleri nasıl olur? Cinler tarafından çarpılan insanın enerji akımı değişir. Mesela insan çok üzüldüğü, sevindiği, yorulduğu ve ani şoklar yaşadığı zaman çarpılabilir. Allah belli dengeler üzerine yaratmış insanı.. İnsanın dengeleri bozulduğu zaman vücuda girişleri çok kolay olur. Aynı sigara dumanı gibi vücuda girmeleri kolaylaşır. Allah’ın verdiği vücudu doğru bir şekilde nasıl kullanabiliriz? Zaten Allah’ın emir ve yasaklarına uyan insanlara zarar veremezler. Verse de bu sadece Allah’ın imtihan sebebi iledir. Allah’ın müsaadesi vardır. Abdestin koruyucu özelliği çoktur. Besmele-i şerifi kullanmak bütün işlerde çok önemlidir. Allah’ın bilinen ve bilinmeyen isimleri vardır. Bilinmeyen isimleri de bilmemiz nerde?! Yine Allah’ ın veli zatlarından öğreniyoruz bunu. Diyorlar ki bunların bin tanesini melekler biliyor. Bin tanesini peygamberler biliyor. Üç yüz tanesi Tevrat’ta. Üç yüz tanesi Zebur’da. Üç yüz tanesi İncil’de, doksan dokuz tanesi Kuran-ı Kerim’de. Eğer Allah’ın üç bin ismini zikretmek istiyorsanız, “Bismillahirrahmanirrahiym ” deyin diyor. Allah’ın üç bin ismi de “Besmele’de gizli. Onun için Besmele ve abdestli olmak çok önemlidir. MAZARİN, KEMTAMİN, KASVERETİN, TAYKEL Bunların bir isimleri var mıdır? Bunların padişahları var. Tabi şeytani olanların padişahı var ama onların isimlerini veremiyoruz. Fakat rahmani olanların da dört tane padişahları var. İsimleri Mazarin, Kemtamin, Kasveretin, Taykel. Bunların aynı bizim sistemimiz gibi yönetim şekilleri var. Aynı anda kıdem olarak, mesela İfrit dediklerimiz, bakanlar gibi. Bu sistemde nasıl bakanlar, başbakan, milletvekilleri var, aynı o şekilde bir protokol sistemleri var. Nasıl bizler işleri telefonla hallediyorsak, onlarda bu şekilde bir haberleşme sistemleri ile işlerini yürütürler. Peri diyoruz? Peri ne oluyor? Dişilerine peri deniyor. Periler erkeklere âşık olurlar, çok güzel kadın şeklinde görünürler. Kadın şekline girdiklerinde saçları çok uzun, yürüdüklerinde arkalarından geliyor. Bunlarla evlenip çocukları olanlar vardır. Bedenleri yok nasıl evleniyorlar? Hayal mi gösteriyorlar? Beyinde odacıkları harekete geçiriyorlar. Binlerce odacıklar var beyinde. Onları harekete geçiriyorlar. Bedenleri olmadığı için bu şekilde gerçekleşiyor. Cin çarpan insanların ne gibi belirtileri oluyor? Bunlar uzun süre sağa sola döner, uyuyamaz, ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilir, vesvese yaparlar. İlla sabah ezanını duymak ister yatmak için, sebepsiz yere üzülür, gün boyunca sıkılır. Bazı insanları gördüğünde onlardan çok sıkılır, yani bir yerden yardım bekler gibi sürekli bekler. Çok korkunç rüyalar görür, rüyasında köpek, kurt, inek, tilki, aslan, fare gibi hayvanlar görür. Dişlerini sürekli sıkar uyurken. Uykuda çok ağlar veya çok güler. Bazen çığlık attıkları da olur. Uyurken ah vah eder. Uyku’da şuursuz olur. Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur, “YAKAZA” hali deniyor buna. Rüyasında kendisini kabir’de, pis yerlerde, korkunç yollarda görür kişi. Bedeninde cin taşıyan insanların belirtilerimi bunlar? Evet. Cin bedenin tamamına girer. Bedende ağrı, sancı, titreme olur. En ufak halde titremeye başlar sinirlendiğinde. Cesaretsizlik olur, çalışmak istemezler. İbadetlerde zorlanma olur, bunlar en bariz belirtilerdir.… Bakın burada ibadette zorlanma olur dediğim de demek ki namaz kılan insanlarda da görülebilir. O zaman bu imtihan sahasına giriyor. O zaman Allah o kişinin çok gayret göstermesini mi istiyor? Kesinlikle evet. Allah insana taşıyamayacağı yükü vermez. Herkesin imtihan sebepleri de farklıdır. Kuran-ı Kerim’de Allah “Ben sizi eşlerinizle, çocuklarınızla, malınızla ve canınızla deneyeceğim.” Diye dört tane madde koyuyor. Bazen bunların tamamı ile imtihan olanlar var. Kurtuluş çareleri nelerdir. Ne şekilde kurtulabilir kişi? Önce şunu sorayım, çarpılmamak için ne yapmak lazım? Bunların musallat olmaması için ne yapmak lazım? Çarpılmamaları için, Allah’ın emir ve yasaklarına uymaları gerekiyor. Mümkünse gusül abdestsiz gezmemek gerekiyor. Daha çok abdestsiz olanlara yaklaşır. Kadınların özel günlerinde vücudun dengesi bozuluyor. Bozulduğu için de çok çabuk girebilirler vücuda. Kadınların %60’Indan fazlasında bu durum mevcut. Bazısı bunu biliyor, bazısı bilmiyor. Kadın bedenine girdiklerinde özellikle beyne ondan sonra da rahme yakın yerlerde yerleşirler. Çoğu kadın bu durumun farkına varır ama insanların tepkisinden korktuğu için kimseye söyleyemez ve doktora gidemez. Mesela şiddetli baş ağrısı çekenler var. Tomografi çekiliyor ama hiçbir şey çıkmıyor. Kesinlikle bu böyle %60’ından fazlasında mevcut bu durum. Benim tavsiyem; İslam fıtratına göre yaşamaları, temizliklerine dikkat etmeleri, özellikle gece banyo yapmamasını ben bütün kardeşlerime tavsiye ediyorum. Gece banyo yapılmaması niye? Akşam ezanından sonra banyolarda, tuvaletlerde onların dünyalarıyla bizim dünyalarımız birleşiyor, Birleştiği zamanda siz banyoda yemek yemezsiniz ama onlar yiyorlar. Onların sofralarına basma, onların üzerlerinde dolaşma gibi haller yaşanıyor. Onların sofralarına basıldığı zaman kişinin ayak parmaklarında şişmeler oluyor. Vücudunda şiddetli ağrılar oluyor. Ve mutfakta sıcak su, asla ve asla gece dökülmemesi gerekir. Mutlaka dökülecekse Besmele çekilmeli. Kesinlikle gece yıkanmayın. Mümkünse gece temizlik yapmayın. Çünkü Allah İslam Fıtratında uykuyu, işi, ibadeti ayırmış. Genelde çalışan kadınlar gece iş yapmayı tercih ediyorlar. Hâlbuki büyüklerimiz “Saat on, yatağa kon” demişler. Yani yatsı namazından sonra yatın deniyor. Ama gece iş yapınca gel beni çarp diyorsunuz. Bu tür hastalar nasıl tedavi edilirler? İnsan bedeninden çıkan cin boğazda bir yalıdan çıkmış gibi acı çeker. Onun için çıkmak istemez. Ancak bunu ehil insanlardan bilen insanlardan yardım alarak gerçekleştirmesi gerekir. Normal olan insanların okumaması gerekiyor, okusa bile içinden okuması gerekiyor. Çünkü okuduğu zaman ona da zarar verirler, atlamalar olur. Mümkünse dokunmadan okunmalı. Ehil kişiler okursa bu tedavi süresi 11, 21 veya 41 günlük bir zaman ister. Eğer bu kişiler tedavi olmazlarsa akıl hastalığına kadar gidebilir. Cinli hastaların daha ileri vakaları nelerdir acaba? Özellikle ileri vakalarda insanı yemeden içmeden keserler. Beyni ele geçirdikleri için kolayca yönlendirebilirler. Ve açlık hissini yok ederler. İnsan günden güne zayıflamaya başlar. Yemek borusunu tıkarlar bu şekilde kişiyi ölüme kadar götürürler.. Bu durumda şifa ayetleri okunur. Ve bunlar vücudu tek tek terk ederler. Onlar vücuttan ayrılırken hastada bir uyku hali ve rahatlama başlar. Kişi tekrar eski düzenine kavuşur, yemeye içmeye başlar. Sosyal hayatına devam edebilir. Duanın nasıl bir etkisi oluyor insan üzerindeki? Yani dua edildiği zaman insan mekanizmasında neler değişiyor. Bu karşıdaki insanın inanç kabına da bağlı. Kuran-ı Kerim’de Allah “Kuran sizin için bir şifadır.” diyor. Nasıl ilaçlarda mide hapı baş ağrısına cevap vermezse, dualarda da böyledir. Her duanın, her surenin bir Hüddamı vardır. Dua ettiğinizde siz kendinizden sanırsınız, çünkü o görevli melek, yardımcı melek, insanın vücudundaki değişikliğe sebep olur, yardım eder bu da Allah’ın bir lûtfudur. “İhlâs” suresi maymuncuk görevi yapar. Her kapıyı açar Sure hüddamlarının da melekleri vardır. Onlar komutan olurlar, askerleri de melekler. Tabiri caizse birçok asker ile birlikte gelirler. En fazla hüddamı olan sure de ihlâs suresidir. Üç tane hüddamı vardır. Hatta isimleri Abdülsamed, diğerinin adı da Abdulvahab’dır. Maymuncuk görevi teşkil eder, hangi niyetle okunursa, o olur. Açmadığı bir kapı yoktur.. Belirli bir adedi var mıdır? Adedi 5480 tanedir. Okuduğunuz zaman hangi niyet olursa olsun, hangi hastalık olursa olsun, mutlaka şifa verir. Yalnız bunları okuyacak insanın takva üzerine olması ve aynı zamanda da okuyacağı işin rahmani olması gerekiyor. Bunu çift taraflı bıçak gibi algılayın. Bir tarafı onu keser, bir tarafı da okuyan kişiyi keser. Şifa ayetlerinin tamamı Fatiha suresinde mevcuttur. Adedi 7 veya 21 dir. Bu da yine kişinin manevi kabıyla alakalıdır. Ayet’el – Kürsi’nin özelliği de yine koruyucu olmasıdır. Manevi hali iyi olan bir insan 1, 21, 170, 313 kere okunursa çok koruyucudur. Ve en önemlilerinden bitanesine Ayetek kürsi ile koruma yapmak

allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermez ayeti