7qrx. Siz dünyanın bu belki de en garip video başlığını görüp de geldiniz ama garipsemeyin çünkü bu videonun içeriğini tarif edebilecek daha iyi bir başlık bulamadım ben. Yani bu bir clickbait bir tık tuzağı değil, onun tam tersi. Videonun sonunda anlayacaksınız. Ama ondan önce şu soruma bir cevap verin bakalım. Elon Musk’la Charlize Theron’un ortak özelliği nedir? Elon Musk’ı tanıyoruz da Charlize Theron kim diye düşünüyorsanız eğer “içine düştüğümüz bu durumu da bir düşünün bence… çünkü bayağı bir ilerleme kaydetmişiz” demektir. Her şeyden önce hemşeri bunlar. Güney Afrikalı. 3 yıl arayla birbirlerinden 50 km uzaklıktaki iki kentte doğmuşlar. Trafik yoksa 47 dakikalık bir mesafede. Çocuklukları ve gençlik yılları orada geçmiş. Sonra ikisi de oyuncu. Biri küçük rollerde sadece kendini canlandırıyor. Diğeri ise öyle böyle değil, Oscar ödüllü bir oyuncu. İkisi de model. Daha doğrusu birinin annesi model, kendisi de saç ektirmek suretiyle modelliğe giriş yapmaya çalışıyor, bir de çok güzel araba modelleri üretip yanında poz veriyor. Diğeri gerçekten de ünlü bir model. İkisi de İngilizce konuşuyor. Ama biri bunu sonradan öğrenmiş. Siz şimdi kötü aksanı ve düşük hitabet yeteneği nedeniyle kesin Elon Musk’tır İngilizce’yi sonradan öğrenen diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama hayır, Elon Musk’ın ana dili Güney Afrika İngilizce’si. İngilizce’nin bu lehçesi Güney Afrika’da konuşulan 11 resmi dilden sadece biri. Bir başkasıysa Charlize Theron’un ana dili olan Afrikaans. Hollandaca dilinden evrilmiş bir lisan. Biliyorsunuz “hayali konuşmalar” diye üç bölümlük bir seriye başlamıştık bu yıl. İngilizce’yi konuşarak öğreten Cambly platformunun desteğiyle hazırladığım bu seride daha önce Bruce Lee ve Arnold Schwarzenegger’in başarı hikayelerini aktarmıştım. Her ikisinin de ana dili İngilizce olmamasına rağmen İngilizce konuşulan bir ülkede İngilizce iletişim kurarak çok büyük başarılara imza atmışlardı. Fakat hiç biri İngilizcesini Charlize Theron kadar ilerletemedi. 16 yaşına kadar zar zor İngilizce konuşan bu kadın nasıl kendini geliştirdi de bu kadar iyi İngilizce konuşmaya başladı? İşte 2017’de “hayali konuşmalar” adlı bu İngilizce öğrenme serisinin sezon finalinde bu konuyu anlatmak istedim. Sağ olsun Cambly de zaten konuşarak İngilizce’sini geliştirmek isteyenlere destek olduğu için bu videoya da sponsor oldu. Eğer İngilizce’nizi geliştirmek istiyorsanız hem bu videoda anlatacaklarıma kulak verin hem de Cambly platformunun sunduğu imkanlara bir göz atın. Çünkü size geleneksel sınıflarda yapılan, tüm bilgiyi önceden ezberletmek yerine; ana dili İngilizce olan hocalarla bu bilgileri kullanmanız gereken anı size yaşatıyorlar. Siz hata yaptıkça, İngilizce’niz yeterli olmadıkça, bu alanlara yönelik size düzeltmeler, takviyeler yapıyorlar. Yani önce öğrenip sonra konuşmuyor, aynı anda hem konuşup hem öğreniyorsunuz. Charlize Theron’a geri dönüp İngilizce konusunda kendimizi geliştirmek için başka neler yapabiliriz, bir de onlara bakalım. Charlize Theron ünlü bir oyuncu olmadan önce doğal olarak bol bol film izlemiş. Sadece oyunculuk için değil İngilizce’sini de geliştirmek için. Her ne kadar Güney Afrika’da yaşayan beyazların bir kısmı Elon Musk gibi İngilizce biliyor olsa da Charlize Theron 16 yaşına kadar zar zor İngilizce konuşabildiğini söylüyor. Ama Afrikaans dilini şakır şakır konuşuyor. 16 yaşında Güney Afrika’dan ayrıldıktan sonra İngilizce’sini geliştirmek için uyguladığı yöntemlerden biri İngilizce dizi ve film izlemek. Aslına bakarsanız bizim de çok yaptığımız bir şey bu. Dizileri, filmleri bol bol izliyoruz ama Türkçe altyazıyla. Benim tavsiyem İngilizce altyazıyla izlemeye çalışın. Her şeyi tam olarak anlamasanız da bu şekilde büyük bir ilerleme kaydedebilirsiniz. İngilizce altyazı okumak, İngilizce kitap okumaktan daha farklı bir deneyim. Yaşayan, sokakta konuşulan şeyleri işitip bir de altyazıdan okuyunca birden fazla duyu organınızla daha aktif bir öğrenim deneyimi yaşıyorsunuz. Fransız oyuncu Melanie Laurent de bu tekniği uygulamış. “Inglourious Basterds – Soysuzlar Çetesi” filminin oyuncu seçmeleri için CV’sini göndermiş ve tabiki CV’sinde yabancı dil seviyesi kısmına çoğumuzun yaptığı gibi “akıcı İngilizce” yazmış. Ama hiç de akıcı değilmiş İngilizcesi. Sonra yüz yüze görüşme için çağrılınca deli gibi Gossip Girl izlemeye başladım diyor. Yani bir Tarantino filmine çağrılıp böyle bir diziyle hazırlık yapmak nasıl bir mantıktır bilemiyorum ama sonuçta işe yaramış mı yaramış. Tarantino’nun yazdığı bir filmde oynadıktan sonra tüm dünyada ismi duyulmaya başlayan Meksika’lı Selma Hayek ne yapmış biliyor musunuz? Dil takası 🙂 Lisan takası diyelim çok yanlış anlıyorsunuz çok 🙂 O da İngilizce öğrenmeye dizi/film izleyerek başlamış ama Amerika’ya gelince konuşma konusunda çok yetersiz olduğunu fark etmiş. Sonuçta karşınızdaki insan altyazılı konuşmuyor. Üstelik Selma’nın disleksi problemi de varmış. 2003’te dünyanın en ünlü TV programcılarından biri olan Oprah’la katıldığı röportajda şöyle dert yanmış “Buraya geldim, İngilizce bilmiyorum, “green card”ım yok, araba kullanamıyorum ve üstüne üstlük disleksiyim.” İşte böylesine çaresiz bir haldeyken İspanyolca öğrenmek isteyen bir Amerikalı’yla anlaşmış ve düzenli olarak görüşüp konuşmuş. Konuşmanın yarısını İspanyolca yaparak karşısındakine yardım etmiş, diğer yarısında da İngilizce konuşarak kendisini geliştirmiş. Günün birinde kendinizi geliştirmek için Selma Hayek’ten ilham alacağınızı düşünür müydünüz? İşte böyle büyük düşünmek lazım. Herkesten öğrenilecek bir şey vardır. Ana dili İngilizce olup da Türkçe öğrenmek isteyen birisini bulup da dil takası yapmak pek kolay olmayabilir. Ama takas yapmadan İngilizce konuşmaya hevesli birilerini bulup onunla konuşmaya çalışabilirsiniz. Daha önce yayınladığım “Korkusuzca Konuş” videosunu hatırlayın. İspanyol oyuncu Penelope Cruz ilk başlarda senaryoları fonetik olarak çalışıp, öğrenmiş. Filmlerden duyduğu replikleri ezberlemiş. Anlamını bile bilmeden. İşitip taklit ederek. Test çekimleri yapmış. İlk Hollywood projesini bu çekimlerden biriyle almış. Hatta yönetmen Stephen Frears kendisini ziyarete gelince fark etmiş ki Penelope’nin bildiği tek İngilizce test çekiminde söylediği replikler. Bunun dışında çok az şey biliyor. Yine de rolü ona vermişler. Ama diyalogları ezberlemek bir şey, İngilizce konuşmak başka bir şey. Sette karakterler hakkında konuşmaya başladıkları zaman çok büyük sıkıntı çekmeye başlamış. Peki geri adım atmış mı? Hayır. Başlangıçta anlamını bile bilmeden söylediği kelimeleri zamanla öğrenmeye başlamış. Bu sırada çok komik hatalar da yapmış. Ama vazgeçmeden yılmadan çabalayarak Oscar ödüllü bir oyuncu seviyesine ulaşmayı başarmış. Ünlümüzü daha çok şarkıcı olarak tanıyoruz. Shakira. Kolombiyalı sanatçı için aslında fonetik seviyede bir İngilizce yeterli gibi düşünebiliriz. Ama onun bir akıl hocası var. Sezen Aksu’nun Latin versiyonu diyebileceğimiz Gloria Estefan. Şarkılarını İngilizce’ye tercüme ettirmesini tavsiye etmiş. Ama Shakira 8 yaşından beri şarkılarını kendi yazdığı için tercümenin yeterli olamayacağını düşünmüş. MTV’ye verdiği bir röportajda şöyle diyor “Fikirlerimi, duygu ve düşüncelerimi kendim ifade etmeliydim. İçinden geçtiğim tüm deneyimleri bana yabancı olan bir dilde söylemeliydim.” Bunun için önce sesleri öğrenmiş. Bir müzisyenden beklenebilecek yaklaşım. Aslına bakarsanız bir şeyleri öğrenmeye çalışmadan önce kendinizi tanımaya çalışmalısınız. Görsel bir öğrenici misiniz? Yoksa işitsel mi? Dokunsal mı? Bunu anladığınız zaman çok daha hızlı ve kolay öğrenebilirsiniz. Shakira işitsel bir öğrenici olduğunu çok küçük yaşlarda fark etmiş. İngilizce çalışırken önce sesleri öğrenmiş. Dillerin bir ritmi vardır. Bunu en çok şiirlerde görürsünüz. Divan edebiyatındaki aruz veznini hatırlayın. Kısa ve uzun hecelerden oluşan ritmler. İşte Shakira İngilizce gramer kitabı okumak yerine şair Walt Whitman’ın “Leaves of Grass” kitabını okumuş. Bir şiir kitabını. Bir şairin insanlığa ve hayata dair felsefesini okuyarak dil öğrenmek. Sembolizm, alegori, ritim. Tam da bir şarkı sözü yazarının ihtiyacı olan şeyler. Size videonun garip bir başlığı olduğunu söylemiştim ama içeriği gerçekten de kapsamıyor mu? Aktardığım 5 ünlünün hepsi de Hollywood’a gitmiş ve çok büyük başarılara imza atmış. Bazıları Oscar kazanmış. Üstelik hiç birinin ana dili İngilizce değil. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum? Size bahsettiğim bu 5 ünlünün hepsi de kadın. Bu seçimi özellikle yapmak istedim. Bu serinin önceki bölümlerinde Bruce Lee gibi Arnold Schwarzenegger gibi erkeklerin başarı hikayelerini aktarmıştım. Söz konusu kadınlar olunca zeka ya da yeteneklerinden çok güzellikleriyle başarıya ulaştıkları gibi bir önyargı var. Oysa bırakın oyunculuk yeteneklerini sadece İngilizce öğrenmek için uyguladıkları teknikler bile bizim için ilham verici. Charlize Theron ve Melanie Laurent’in İngilizce altyazılı dizi ve film izleyerek öğrenmesi, Selma Hayek’in dil takası yöntemi ya da konuşarak öğrenme yaklaşımı, Penelope Cruz’un fonetik öğrenme tekniği ve son olarak Shakira’nın şarkı ve şiirle öğrenmesi bence çok çarpıcı. Bir dakika ya diğer dördünü anladık da Shakira ne zaman Hollywood’a gitti diye düşünenler için Zootopia filmindeki ceylanı hatırlatmak isterim. Bu animasyonda söylediği İngilizce şarkının sözlerini de kendisi yazmış. Bence sadece İngilizce ya da başka bir yabancı dili öğrenmek isteyenler için değil kendini herhangi bir alanda geliştirmek isteyen herkes için dinlemeye değer. Vazgeçmeyeceğim, hayır teslim olmayacağım Sona ulaşana kadar Ve sonra yeniden başlayacağım Hayır terk etmeyeceğim Her şeyi denemek istiyorum Başaramazsam bile her şeyi denemek istiyorum
Birçok insan dil becerilerini geliştirmek için pratik yapmanın önemini vurgulamaktadır. Yazma pratiği de bu pratiklerin arasındadır. Etkili bir şekilde dil becerilerinizi geliştirmek için çok fazla okumanız, yazmanız ve dinlemeniz gerekir. Yazma becerisini geliştirmenin en iyi yöntemlerinden birisi de çeşitli konular hakkında yazmaktır. Peki İngilizce biyografi yazabiliyor olmak ister miydiniz? İngilizce biyografi örnekleri yazmak aslında düşündüğünüzden çok daha kolay! Bu yazımızda, İngilizce biyografi yazmayı öğrenmeyi ve çeşitli İngilizce biyografi örneğini sizler ile paylaşacağız. Biyografi, gerçeğin ve kişinin hayatından hikayelerinde yer aldığı gerçek bir insanın hayat hikayesine verilen isimdir. Bir başkasının hayat hikayesi anlatıldığında bu biyografi ancak kendi hayat hikayenizi anlatmanıza oto biyografi denir. İngilizce biyografide diğer dillerden farkı bulunmayan bir terimdir. Her ne kadar ünlülülerin, yazarların, şairlerin, oyuncuların veya diğer tanınan insanların biyografisi yazılsa da birçok insan kendi biyografisini de yazmayı denemelidir. Peki İngilizce biyografi nasıl yazılır? Bu Konu Dikkatinizi Çekebilir 8 Etkili Teknik ile İngilizcemi Nasıl Geliştirebilirim? İngilizce Biyografi Nasıl Yazılır? Bir kişinin hayatının hikayesini yazmak için, temel gerçeklerden fazlasını bilmeniz gerekir. İyi bir biyografi, bir kişinin hayatı hakkında gerçekten ilginç olan olayları yani dikkate değer başarılar, önemli dönüm noktaları gibi noktaları araştırır. En iyi biyografi, bir kişinin tüm yaşamını ilgi çekici bir şekilde kapsayabilir ve okuyucunun karakterlerine yakından bakmasını sağlamak için yeterli kişisel ayrıntı sağlayabilir. Biyografi yazmakla ilgileniyorsanız, aşağıdaki adımlar başlamanıza yardımcı olabilir İzin Almak Biyografinin konu alacağı kişiyi seçtikten sonra, yaşamları hakkında yazmak için izin isteyin. Bazı durumlarda gerekli olmasa da konunun tanınmış bir kişi olması veya ölmüş olması gibi, izin almak yazma sürecinizin araştırma kısmını çok daha kolay hale getirecektir. Kişi, biyografik olarak yazılmaya istekliyse, onlar hakkında yazınızı daha çekici hale getirmeye yardımcı olacak kendi hikayeleri hakkında daha fazla önemli ayrıntı sağlayabilirler. Araştırma Yapmak Konunuz hakkında ne kadar bilgi sahibi olursanız olun, bu kişinin tam bir resmini çizmek için kapsamlı bir araştırma oldukça önemlidir. Tarihsel bir şahsiyetse, yaşadıkları zaman dilimi ve hayatlarını nasıl etkiledikleri hakkında bilgiler eklemelisiniz. Birincil kaynaklar, öznenizin yaşamının ilk elden anlatımlarıdır ve en güvenilir kaynaklar olma eğilimindedir. Bunlar günlük girişlerini, e-postaları, röportajları veya anıları içerebilir. Birincil kaynak, kişisel web sitesi, Twitter biyografisi, sosyal medya hesabı veya profesyonel biyografi gibi konunun sağladığı diğer bilgiler de olabilir. Dergiler veya belgeseller gibi ikincil kaynaklar da bilgilerin doğruluğu kanıtlanırsa kullanılabilir. Metni Oluşturun İlk paragrafınız veya bölümünüz okuyucuya bu biyografiden bu kişi hakkında ne öğreneceklerini anlatan nitelikte olmalıdır. Bir Zaman Çizelgesi Oluşturun Bir biyografi genellikle bir kişinin hayatının ana noktalarını kronolojik sırayla yapılandırır. Yazmaya başlamadan önce önemli olayların sırasını bilmek, daha sonra tüm hikayenizi yeniden düzenleme zorunluluğundan sizi kurtarabilir. Düşüncelerinizi Dahil Edin Bir biyografi sadece gerçekler değildir. Bir biyografi yazarı, konusunun hayatıyla ilgili kendi duygu ve düşüncelerini paylaşabilir. Konu dikkate değer bir olay oluşturduysa yazar, o anın neden önemli olduğunu düşündüklerini, zaman diliminden nasıl etkilendiğini ve bir bütün olarak toplum için ne anlama geldiğini içerebilir. Bu, bu kişinin neden hakkında yazılmayı hak ettiğini destekleyecek ve izleyicinin ilk cümleden son cümleye kadar okumasını sağlayacaktır. İngilizce Biyografi Örneği Aşağıda sizin için düzenlediğimiz kısa biyografi örneğini inceleyebilirsiniz. Elvis Presley was one of the most popular singers of his time. He was called The King of Rock n’ Roll’ and almost thirty years after his death, people still listen to his music. Elvis Aaron Presley was born on 8th January, 1935, in Mississippi, USA. He won a singing contest at the age of six and played his first guitar at the age of eleven. As a young man, Elvis worked as a lorry driver before he became a singer. He had his first hit, Heartbreak Hotel’, in 1956. In the same year, he made his first film, Love me Tender’. In 1958, Elvis joined the army and went to Germany. There he met Priscilla Beaulieu. They married in 1967. Elvis became one of the richest singers in history. During his lifetime he recorded a large number of songs and many of them were big hits. He performed his last concert on 26th June, 1977. Sadly, Elvis died a few months later on 16th August. He was only 42 years old. The King’ is dead, but his legend lives on! BukyTalk ekibi olarak bu yazımızda sizlere “İngilizce biyografi örnekleri” konusu hakkında çeşitli bilgiler sunduk. Siz değerli okurlarımız için faydalı olmasını diler, okuduğunuz için teşekkür ederiz. Daha fazla bilgilendirici içerik için bizi takip edin! Öğrendiğiniz bilgileri pratiğe dönüştürmek için adresinden veya yanda çıkan WhatsApp ikonundan ücretsiz seansımıza katılın! Ardından size uygun BukyTalk Paketlerinden yararlanın!
Turkish Arabic German English Spanish French Hebrew Italian Japanese Dutch Polish Portuguese Romanian Russian Swedish Turkish Ukrainian Chinese English Synonyms Arabic German English Spanish French Hebrew Italian Japanese Dutch Polish Portuguese Romanian Russian Swedish Turkish Ukrainian Chinese Ukrainian These examples may contain rude words based on your search. These examples may contain colloquial words based on your search. a person's life a man's lifea human life life of a person one man's life life of a man life of a human someone's life one life Olaya felsefi olarak yaklaşmak istemiyorum ama bir insanın hayatı alındı, ve birisi bundan sorumlu tutulmalı. I don't want to get all philosophical but a person's life has been taken, and someone has to account for that. Zamanla bu veriler telefonlarımıza kaydediliyor ve bir insanın hayatı hakkında kapsamlı bir tablo oluşturuyor. Over time, this data is getting captured on our phones, and it provides a really rich picture of a person's life. Bu yğzden bir insanın hayatı üzerine bahse girmiş oluyorsun. Prostatın neden bir insanın hayatı boyunca genişlemeye devam ettiğini kimse bilmemektedir. No one knows why the prostate continues to enlarge throughout a man's life. Eğer bir insanın hayatı tehlikedeyse falan. Bu bir kadının hayatı, bir insanın hayatı. Ama bir insanın hayatı söz konusu. Baş ağrısı, iskelet sisteminin genel rahatsızlığı ile birleştiğinde, bir insanın hayatı için önemli bir tehdit oluşturabilir. Headache combined with general discomfort of the skeletal system can pose a significant threat to a person's life. Beyinde ki hücreler bir insanın hayatı boyunca hayatta kalmaktadır. Cells in the brain will stay alive throughout a person's life. Belki de bir insanın hayatı sizin ellerinizde. Eğer depresyon kronikleşirse, bir insanın hayatı için bir tehdit olabilir. If depression becomes chronic, it can be a threat to a person's life. Burada bir insanın hayatı söz konusu. bir insanın hayatı yok edilmiş oldu. Günlük acele, ebedi eğlence, boş zaman ve dinlenme eksikliği, çok sayıda birikmiş vaka - tüm bunlar bir insanın hayatı üzerinde oldukça güçlü bir iz bırakıyor. Daily haste, eternal amusement, lack of free time and rest, a huge amount of accumulated cases - all this leaves a fairly strong imprint on a person's life. Bazı durumlarda, karaciğer hemanjiyomları doğumdan itibaren mevcut olabilir, ancak bir insanın hayatı boyunca herhangi bir noktada da gelişebilirler. In some cases, liver hemangiomas may be present from birth, but they can also develop at any point during a person's life. Bazı belirtiler, bir insanın hayatı için tehlikeli olan hastalıkları, ortaya çıktığında bir genel pratisyene dönmeleri durumunda gösterebilir. Some symptoms may indicate diseases dangerous to a person's life, should they turn to a general practitioner when they occur. Beynin bir insanın hayatı boyunca esnek kalmasına rağmen, beyindeki nöral ağların özellikle çocukluğun ilk üç buçuk yılı boyunca uyarılmaya karşı duyarlı olduğu anlaşılmıştır. It turns out that, although the brain remains plastic throughout a person's life, the neural networks in the brain are especially sensitive to stimulation during the first three and a half years of childhood. Bu nedenle, 30 yıldan sonra bir insanın hayatı belli bir çerçeveye açıkça uymak zorundaymış gibi, kimin ve neden kurulduğu bilinmemektedir. So, as if a person's life after 30 years should be clearly within certain limits, it is not known by whom and what for established. Ama şu ana kadar bildiğimiz tek şey, bir kişinin simya kapısına değeri eşdeğer Ed Alphonse vücut ve ruh için onun kapı ticareti zaman dan bir insanın hayatı var. So far though, the only thing we know that is equivalent in value to a person's alchemical gate is a human life from when Ed traded his gate for Alphonse's body and soul. Ataksi, bir insanın hayatı boyunca bir kaza, ameliyat veya hastalıktan kaynaklanıyorsa, durum stabilize olabilir veya zamanla kötüleşebilir. If ataxia results from an accident, surgery, or illness during a person's life, the condition may stabilize or it may get worse over time. No results found for this meaning. Results 192. Exact 192. Elapsed time 122 ms. Documents Corporate solutions Conjugation Synonyms Grammar Check Help & about Word index 1-300, 301-600, 601-900Expression index 1-400, 401-800, 801-1200Phrase index 1-400, 401-800, 801-1200
Türkçe - İngilizce Geçmiş "ünlü bir bilim adamının hayatı" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları 1 sonuç Kategori Türkçe İngilizce General 1 Genel ünlü bir bilim adamının hayatı the life of a famous scientist i. Pronunciation of ünlü bir bilim adamının hayatı Terim Seçenekleri
Bu yazımızda tarihin en önemli bilim insanlarından biri olarak kabul edilen ve dünyayı değiştiren Isaac Newton’un İngilizce ve Türkçe Hayatını paylaşacağız. Isaac Newton İngilizce Hayatı, Isaac Newton İngilizce ve Türkçe Biyografisi, Isaac Newton Kimdir İngilizce Isaac Newton İngilizce ve Türkçe Hayatı Isaac Newton was born in Woolsthorpe, England on January 4, 1643. Isaac Newton is considered one of the most important scientists in history. Even Albert Einstein said that Isaac Newton was the smartest person that ever lived. During his lifetime Newton developed the theory of gravity, the laws of motion which became the basis for physics, a new type of mathematics, and made breakthroughs in the area of optics such as the reflecting telescope. Isaac Newton, 4 Ocak 1643’te İngiltere Woolsthorpe’da doğdu. Isaac Newton, tarihteki en önemli bilim insanlarından biri olarak kabul edilir. Albert Einstein bile Isaac Newton’un şimdiye kadar yaşayan en zeki insan olduğunu söyledi. Yaşamı boyunca Newton, yerçekimi teorisini, hareket yasalarını fiziğin temeli olan, yeni bir matematiği geliştirdi ve yansıtan teleskop gibi optik alanında atılımlar yaptı. It set out his theory of gravity and his laws of motion. Newton formulated laws of motion and gravitation. These laws are math formulas that explain how objects move when a force acts on them. When he saw the apple fall, Newton began to think about a specific kind of motion called gravity. Newton understood that gravity was a force of attraction between two objects. He also understood that an object with more matter or mass exerted the greater force or pulled smaller objects toward it. That meant that the large mass of the Earth pulled objects toward it. Yerçekimi teorisini ve hareket yasalarını ortaya koydu. Newton hareket ve çekim yasalarını formüle etti. Bu yasalar, nesnelerin üzerine kuvvet uyguladıklarında nesnelerin nasıl hareket ettiğini açıklayan matematik formülleridir. Elmanın düştüğünü gördüğünde, Newton, yerçekimi adı verilen belirli bir hareket hakkında düşünmeye başladı. Newton, yer çekiminin iki nesne arasında bir çekim gücü olduğunu anlamıştı. Ayrıca, daha fazla madde veya kütleye sahip bir nesnenin daha büyük bir kuvvet uyguladığını ya da daha küçük nesneleri ona doğru çektiğini anlamıştı. Bu, Dünya’nın büyük kütlesinin kendisine doğru nesneleri çektiği anlamına geliyordu. Today, he is considered one of the most influential scientists of all time alongside greats such as Albert Einstein, Aristotle, and Galileo. Isaac Newton died at the age of 84 on 20 March 1727. Bugün, Albert Einstein, Aristoteles ve Galileo gibi harikaların yanında tüm zamanların en etkili bilim insanlarından biri olarak kabul edilir. Isaac Newton, 20 Mart 1727’de 84 yaşında öldü.
ünlü bir insanın ingilizce hayatı