KQfr42. Cevap SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT EDEBİYATI ŞİİRLERİ ARASINDAKİ FARKLAR1. Tanzimat Edebiyatı’nda şiirin konusu güzel olan her şeydir, Servet-i Fünûn’da güzel kelimesi kaldırılmış ve şiirin konusu sınırsız bir şekilde Tanzimatta rağbet görmüş olan metafizik ve sosyal konular Servet-i Fünûn’da mühim bir yer Tanzimat Edebiyatı’nda dil ve üslup, Servet-i Fünûn’a göre daha sade ve Tanzimatçılar “toplum için sanat” görüşünü benimserken, Servet-i Fünûncular “sanat için sanat” görüşünü Servet-i Fünûn Edebiyatı Tanzimata göre halktan uzaklaşmıştır. Çünkü, Servet-i Fünûn aydın kesime hitap Tanzimatçılar realizm ve romantizme önem verirken, Servet-i Fünûncular parnasizm ve sembolizme önem vermişlerdir. Servet-i Fünun Şiir ÖrneğiHaluk’un İnancıBir yaratıcı güç var, ulu ve akpak,kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım. Yeryüzü vatanım, insansoyu milletimdir benim,ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım. Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;dünya dönecek cennete insanla, inandım. Yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,ben buna Tevrat’la, İncil’le, Kuran’la inandım. Tekmil insanlar kardeşi birbirinin… Bir hayal bu!Olsun, ben o hayale de bin canla inandım. İnsan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,bir an için dedelerimi unuttum da, inandım. Kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlıkkan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım. Elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardındanaydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım. Aklın, o büyük sihirbazın hüneri önündeyok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım. Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım. Kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir biryumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım. Bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,bilim gücüyle olacak ne olacaksa… FikretTanzimat Şiiri ÖrneğiHÜRRİYET KASİDESİ Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selamettenÇekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmettenMürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanmaYere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandırNe gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettirKöpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniyeHayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetlerNedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kimUtanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten Felekten intikam almak demektir ehl-i idrakeEdip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i milletteÇıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmiCihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklarFütur etme sakın milletteki za’f u betaetten Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamıFelekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten Ziya dûr ise evc-i rif’atinden iztırâridirhicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyettenNamık KEMAL Servet-i Fünun edebiyatının önemli temsilcileri ve özellikleri şu şekilde sıralanabilir Tevfik Fikret 1867 ve 1915 yılları arasında yaşamış olan Tevfik Fikret Servet-i Fünun şiirinin en önemli temsilcisidir. İlk şiirlerinde şahsi konuları işlemişken topluluğun dışında yazmış olduğu şiirlerde toplumsal konuları işlemiştir. Sis, Tarih-i Kadim, Haluk'un Amentüsü, Haluk'un Vedası şiirleri Tevfik Fikret'in toplumsal konuları işlediği şiirleridir. Aruzu başarılı biçimde kullanan Fikret, serbest müstezatı başarılı bir biçimde kullanmıştır. Şiirlerinde parnasizmin etkisi görülen Fikret'in ilk dönem şiirlerinde oldukça ağır bir dil kullanılmıştır. Şermin adlı şiir kitabında ise çocuklar için hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade'den etkilenen Fikret batılı anlayışta şiirler yazmıştır. Edebi hayatını iki dönem içerisinde inceleyebiliriz. Birinci döneminde Servet-i Fünun edebiyatına bağlıdır ve "sanat için sanat" anlayışı ile yazmıştır ve genel itibari ile şahsi konularda yazmıştır. 1901'de Servet-i Fünun dergisinin kapatılması ile edebi yaşamında ikinci dönem başlar. Bu dönemde daha toplumsal ağırlıklı şiirler yazmıştır. Tevfik Fikret şiirlerinde serbestleşmeyi savunmuş ve nazımı nesre yaklaştırmıştır. Batının ilim ve fenini alarak Osmanlı'nın çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesini savunmuştur. Yaşamın merkezine insanı alır ve ülkenin geleceğini çocuklarda ve gençlerde görerek ilk kez çocuklar için şiirler yazan şair olmuştur. Eserleri Rubab-ı Şikeste, Rubab'ın Cevabı, Doksanbeşe Doğru, Haluk'un Defteri, Tarih-i Kadim Cenap Şahabettin 1870 ve 1934 yılları arasında yaşamış olan Cenap Şahabettin'in asıl mesleği doktoluktur. Servet-i Fünun edebiyatının Tevfik Fikret'ten sonra en tanınmış şairi olan Cenap Şahabettin tıp eğitimi almak için gittiği Fransa'da sembolizm akımından etkilenmiş ve tıptan çok edebiyatla ilgilenmiştir. Şiirlerinde kelimeleri seçerken ses uyumlarına ayrı bir itina göstermiş ve bol bol istiareden yararlanmıştır. Şiirlerinde aruzun karışık kalıplarını kullanan şairin en belirgin özelliği ağır dili ve süslü anlatımıdır. Aşk ve doğa gibi bireysel konular en çok işlediği temalar olmuştur. Dilde sadeleşme çabaları ve Kurtuluş Savaşı'na mesafeli bir duruş sergilemiştir. Nazım türü olarak serbest müstezatı çokça kullanan şair Arapça ve Farsça kelimelere de bir hayli fazla yer vermiştir. Aşk ve tabiata dayalı şiirlerinde sembollerden fazlaca yararlanmıştır. Şiirleri dışında "Hac Yolunda", "Suriye Mektupları" ve "Avrupa Mektupları" adlı eserleri gezi yazısı türünde yazılmıştır. Bunun dışında Tiryaki Sözleri, Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Sulh ve Nesr-i Harp adlı nesir türünde yazdığı eserleri de vardır. Yalan ve Körebe adlı tiyatroların da yazarıdır. Halit Ziya Uşaklıgil 1867 ve 1945 yılları arasında yaşamış olan Halit Ziya Servet-i Fünun döneminin roman ve hikaye alanında en tanınmış yazarıdır. Realizm akımından etkilenerek süslü ve ağır bir dille yazdığı romanları batılı anlamda ilk romanımız sayılır. Kahraman olarak İstanbullu aydın kişileri seçmiştir ve ruh tahlillerine sıkça başvurmuştur. Dili ağır olmasına rağmen kahramanları ilginç tipler arasından seçebilmesi, ruh tahlilleri ve çevre betimlemeleri, batı tekniğini çok başarılı biçimde uygulayabilmesi ile edebiyatımızın öncü isimlerinden biri olmuştur. Halit Ziya'nın romanlarında aydın kesimin yaşantısını bulurken hikayelerinde halkın yaşantısı, düşünceleri ve inançlarını buluruz. Romanları yalnızca İstanbul'da geçerken hikayelerinde Anadolu insanına yer veren Halit Ziya anı ve mensur şiir türünde de eserler yazmıştır. Romanları Mai ve Siyah, Bir Ölünün Defteri, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Sefile, Ferdi ve Şürekası Hikayeleri Hikaye-i Sevda, Onu Beklerken, Kadın Pençesi, Aşka Dair, İzmir Hikayeleri Hatıraları Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye, Kırk Yıl Mehmet Rauf 1875 ve 1931 yılları arasında yaşamış olan Mehmet Rauf Servet-i Fünun edebiyatında Halit Ziya'dan sonra roman alanındaki en önemli temsilcidir. Toplumsal konulara pek önem vermeyen yazar romantik duygular, aşk ve hayalleri işlemiştir. Sade bir dille yazan yazar romanlarında psikolojik tahlillere önemli bir yer vermiştir. Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olarak yer almış olan Eylül onun en önemli eseridir. Az sayıdaki kahramanla yasak aşk konusunu işlediği bu eserde psikolojik tahlillere ağırlık vermiştir. Romanları Eylül, Define, Kan Damlası, Genç Kız Kalbi, Son Yıldız, Ferda-yı Garam Hikayeleri Son Emel, Menekşe, Hanımlar Arasında, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikaye Mensur Şiirleri Siyah İnciler

servet i fünun dönemi şiir örnekleri