zonguldakmehmet çelikel anadolu lisesinde olağan bir durumdur. $öyle ki; biz diğer bölümlere (fen, ea, sözel gibi) verilen eğitimin, hocalarımızın ve okul idaresinin pek bir yerlerinde olmaması durumu mezun olduğum güzide lisemizdeki yabancı dil bölümü için geçerli değildi. belki de tek sınıf olduklarından hocaları onları ders-ödev yönünden daha çok zorlardı genelde3001 alımı bize uygun ve de 3163 işletme mezunu olma koşulu ben 3001den atandım. 3001 den bakanlıklar alıyor.3163 ten ise sgk ve üniversiteler bildiğim kadarıyla 82-83 ile kapatıyor bu kurumlar. inanın şunu söyleyebilirim dgs zaman kaybı bana 3 yıl kaybettirdi hala örgün okulda 4.sınıfım fakat alamadığım derslerden dolayı okulum aöf Selamlar Sanırım 2015'in son animesini dün gece bitirdim. Animemiz iki sezon 12 12 toplam 24 bölümden oluşuyor. İlk sezin Hamatora The Animation olarak geçerken ikincisi Hamatora:RE oluyor. Konusundan kısaca bahsedecek olursak Japonya'da bazı insanların özel güçleri var. Bunlara "Minimum Holders" deniyor. OkulaGitmek İstemiyorum! Çocuğunuz için resimli bir öykü, sizin içinse bir rehber: Büyürken karşılaşacağı zorlukları aşmada çocuğunuza nasıl yardımcı olacaksın 2904 1988 doğumluyum tecilim bitti. a.ö.f . lisans son sınıfım hazirana kadar tecilim olabilirmi Merhaba haziran 1990 doğumluyum 31.12.2018 tecil bitiyor okul 2018 temmuzda bitiyor 31.12.2019 a kadar askere gitmeme hakkım varmi Ben 1988 doğumluyum. Kardeşim ise 1992 doğumlu. Benim tecil hakkım doldu. Kardeşim ise benden gneLo9. 1 Arkadaşlar bu sene 12. sınıf olacağım ve okulumu hiç sevmiyorum zorunluluktan gidiyordum diyebilirim. 12. sınıfların okula gitmesi zorunlu mu? Zaten ekstra olarak dershaneye gidiyorum onun da etkisi var. 2 Ailene söyle okulunu değiştirsinler. Veya müdürle konuşup arkadaşlarınla aranı düzeltsinler? 3 Sınav senesinde okuldan önemli bir şey olmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer üniversiteye gitmek gibi bir derdiniz yoksa bilemem. 4 Ailene söyle okulunu değiştirsinler. Veya müdürle konuşup arkadaşlarınla aranı düzeltsinler? Yok arkadaşlarım yok değil varlar zaten fakat okulun çoğunluğunu sevmiyorum, saçma sapan tipler olur ya onların bol olduğu bir sınıftayım maalesef. Ayrıca son sene böyle bir şeyle de uğraşmak istemiyorum. Sınav senesinde okuldan önemli bir şey olmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer üniversiteye gitmek gibi bir derdiniz yoksa bilemem. Puansız bir anadolu lisesindeki eğitimin kalitesi yerlerde olduğu için okulu dikkate bile almıyorum. 5 Arkadaşlar bu sene 12. sınıf olacağım ve okulumu hiç sevmiyorum zorunluluktan gidiyordum diyebilirim. 12. sınıfların okula gitmesi zorunlu mu? Zaten ekstra olarak dershaneye gidiyorum onun da etkisi var. Açıktan okumayı deneyebilirsin liseyi. Benim sınava girdiğim sene yapan çok oldu. 6 Okuman bile zorunlu değil. Ama okula gitmezsen devamsızlıktan kalırsın. Okula gitmek birçok çocuk için eğlence kaynağı iken, kimi zaman kimi çocuklar içinse istenmeyen ve hoşnutsuzluk yaratan bir durum halini alabilmekte. Okula gitmede isteksizlik birçok çocuğun eğitim yaşantısı içinde yaşadığı olağan bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken bu isteksizliğin ne kadar sürdüğü, çocuğun ne gibi tepkiler verdiğidir. Yani eğer okula gitmede isteksizlik hali, çocuğun uzun süreli devamsızlığı veya okula gitmekten kaygı duyma ve hatta gitmeyi reddetme davranışı ile birlikte görülen fizyolojik belirtiler Mide bulantısı, baş-karın ağrısı, vb. halini almaya başlamış ise o zaman isteksizlik olarak değil, okul fobisi olarak adlandırılacak bir durumdan söz edebiliriz. Okula gitmek istememe davranışının görülmeye başlandığı anı, anne baba ve öğretmenlerin erken zamanda fark etmeleri, bu isteksizliğin derecesinin ilerlememesi adına çok önemlidir. Aile ve öğretmenin psiko-sosyal desteği gereklidir, ancak unutulmamalıdır ki bu korku ve kaygının altında birçok farklı neden bulunabilir. Okul korkusu anaokuluna ilk başlayan ya da okul değiştiren çocuklarda görülebildiği gibi yeni kardeş doğumu, ani bir travma gibi nedenlerle okula problemsiz olarak başlamış ve devam etmekte olan çocuklarda da görülebilmektedir. Okul korkusunun olası nedenleri Okul korkusunun temelinde çocuğun anne babaya, çoğunlukla da anneye aşırı bağımlı olması ve anne babadan ayrılma korkusu yatar. Çocuk anne babası olmadığında kendisine veya anne babasına bir şey olacağından korkuyor olabilir. Yeni bir kardeşin doğumuyla kardeş kıskançlığının ortaya çıktığı durumlarda görülebilir. Sorumluluk almaktan korkuyor olabilir. Anne babanın çocuğun okula başlamasıyla geliştirdikleri endişe ve kaygıları çocuğa yansıtmaları sonucu çocukta okul korkusu yaşanmaya başlayabilir. Annenin de çocuğa bağımlı olması okul korkusunu tetikleyebilir. Çocuğun geç saatlere kadar ayakta kalması gitmek istememesine neden olabilir. Performans kaygısı yaşayan çocuklar başarısız olma endişesiyle okula gitmek istemeyebilirler. Öğretmenin ilgi ve sevgisi diğer çocuklara da yöneleceğinden çocuk kendisine gösterilen ilgi ve sevgiden tatmin olmayabilir. Ev ortamı çok kuralsız ve patronun çocuk olduğu aile yapılarında, çocuklar bir düzen bütünü olan eğitim kurumlarına uyumda akranlarına kıyasla güçlük çekmekte ve okula gitmeyi istemeyebilmektedirler. Bu çocuklar kurallı ortama aşina olmadıklarından da endişe duyabilmektedirler. Yani okul korkusu’ olarak tanımladığımız ya da okula gitmek istemeyen çocuk olarak etiketleme yapılan durumlarda aslında düşünülmesi gereken bu davranışın altında yatan nedenlerdir. Büyük bir ihtimalle çocuğun yaşadığı olumsuz deneyimler Okul içi ya da ev ortamında, okula gitmek istememe davranışı olarak gözler önüne serilmektedir. Öğretmenler ve anne babaların yapmaları gereken öncelikle çocuğu anlamaya çalışmak ve kendi davranışlarını gözden geçirmektir. Eğer ki gitmek istememe davranışı göstermekte olan çocuk aynı zamanda fiziksel rahatsızlıklarından şikayetçi ise doktor muayenesi şarttır. Fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı anlaşılan çocuklarda psiko-sosyal destek anne baba, uzman ve öğretmen üçgeni işbirliğince sağlanmalıdır. Çocuğu okula gitmek istemeyen anne babalara bazı öneriler Bu süreçte ailelerin dikkat etmesi gerek en kritik nokta çocuğun okula gitmeyip evde kaldığında evdeki ortamın cazip kılınmaması gerektiğidir. Örneğin evde kaldığı bir günü evde annesi ile televizyon seyrederek geçirmek veya hep beraber bir tatil günüymüşçesine eğlenceli oyun ve etkinlikler gerçekleştirmek bu davranışı ödüllendirmek ve tekrar edilmesine zemin hazırlamaktadır. Okula karşı direncin belirtilerini tanıyarak, sorun daha da kemikleşmeden önlem alın. Çocuğunuzla sık sık konuşarak okula gitmek ile ilgili hem olumlu hem de olumsuz duygu ve düşüncelerini dile getirmesine yardımcı olun. Anne babalar bazen olumsuz duygu ve düşüncelerin konuşulduğu zaman daha da artacağını düşünerek konuşmaktan kaçınmaya çalışırlar. Fakat çocukların davranışlarında meydana gelen değişikliklerin her biri yardım çağrısıdır ve YARDIM ÇAĞRILARI duyulmalıdır. Duyulmaması sorunun daha da alevlenmesine yol açacağı gibi, ayrıca duygusal gelişimini de olumsuz etkiler. Konuşmanın yanı sıra oyun, dans, resim, müzik gibi etkinlikler de çocukların duygularını dışa vurmasına yardımcı olurlar. Çocuğun okul ile ilgili duygu ve düşünceleri karşısında yargılayıcı, küçümseyici, alaycı, suçlayıcı olmayın. Çocuğu okula göndermekten hemen vazgeçmeyin. “Evet korkuyorsun, bizden ayrıldığın için üzülüyorsun ve bu yüzden okula gitmek istemiyorsun. Ben de seni özlüyorum, fakat tıpkı senin yaşındayken benim ve şimdi senin yaşında olan diğer arkadaşların gibi sen de okula gitmek zorundasın. Hem ben senin okulda neler yaptığını çok merak ediyorum. Böylece akşam konuşacağımız birçok şey oluyor.” diyebilirsiniz. Akşam eve geldiğinde okul ile ilgili konuşmak istemeyen çocuklar ile de hemen başka keyifli konular hakkında sohbete başlamalısınız. Bu konuda anne-babanın yanı sıra çocuğa yakın olan tüm yetişkinlerin tutarlı davranmasının gerekliliğinin önemi göz ardı edilmemelidir. Çocuğun okula ilişkin en küçük bir olumsuz tepkisinde hemen geri adım atarak sadece bir günlüğüne bile olsa okula göndermemek, daha sonraki günlerde çocuğun olumsuz davranışlarını daha da pekiştirecektir. Aile içinde yaşanan sorunlara çözüm aranmalıdır. Okul veya öğretmeniniz hakkında olumsuz düşünceleriniz olsa dahi bunlar çocukların duyabileceği yer ve zamanlarda dile getirilmemelidir. Çocuğun güveninin sarsıldığı ve gözünde otoritesinin zayıfladığı öğretmen ve okulun hangi okul ve hangi öğretmen olduğu çocuğun zihninde fark teşkil etmez. Ortadan kalkmasına neden olunan güven ve saygı duyguları çocuğun zihninde tüm okullar ve öğretmenlere yöneliktir. Yetişkinler sorunları kendi aralarında çözmeli, çocuklara durum uygun bir neden gösterilerek sunulmalıdır. Okula gitmediğinde çocuğunuzu cezalandırmak yerine gittiği günlerde övmeyi unutmayın…Önemli Hatırlatma Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz. Okula Gitmek İstemeyen Çocuklar Okul öncesi çocuklarda görülen bir durum olan okul kaygısı ebeveynler için adeta bir kabustur. Okul çağına gelmiş her 10 çocuktan 3’ünde rastlanılan bir durumdur. Ailesine bağlı ve evde vakit geçirmeyi seven çocuklarda sıklıkla görülmektedir. Bu durum daha çok anne ve babasına aşırı bağlı çocuklarda görüldüğü gibi aynı zamanda bir korku yaşamış, arkadaş ilişkileri iyi olmayan ve okul başarısı konusunda kaygı taşıyan çocuklar okula girmemek konusunda ısrarcı olurlar. Okuldan çıkış saatine kadar anne veya babasının yanında kalmasını isterler, ağlama krizlerine girer ve sınıfta ders esnasında adapte olamazlar. Okula Gitmemesine Müdahale Edilmezse Ne Olur? Çocuğunuz okula gitmek istemiyor ve sizde ona karışmıyorsanız, kronik okulu reddetme sorunu ortaya çıkabiliyor. Kronik okulu reddetme sorunu, aile içerisinde huzursuzluğa, çocuğun başarısız birisi olmasına, okula uyum sağlayamamasına neden oluyor. Yetişkin olduğunda ise, iş ortamına uyum sağlayamama, panik atak, psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Bu yüzden çocuğunuz okula gitmek istemediğinde onu kırmadan okula göndermenin yollarını arayın. Geçmek Bilmeyen Mide Bulantıları Bazı çocuklar yeniliklere karşı çok açık değildirler. Yeni ortamlar yeni mekanlar ve yeni alışkanlıklar karşısında çekingen davranırlar. Okula yeni başlayan çocukların kafasında pek çok soru işareti oluşur. Annesi onu okul çıkışında almaya gelecek mi, arkadaşları onu sevip onunla oyun oynayacak mı veya öğretmenin nasıl biri olduğu hakkında pek çok düşünceye kapılırlar. Bu nedenle okula başlamak ilk başlarda onlar için oldukça zor olacaktır. Akşamdan başlayan mide bulantıları, halsizlikler, geçmek bilmeyen karın ağrısı ve baş dönmesi en çok belirtilen bahanelerdendir. Okul çağındaki çocuklarda bu durum oldukça normaldir. Ancak tüm bu bahaneler karşısında çocuk eve geri götürülmemelidir. Çocuk ağlasa da okula gitmelidir. Ağladığı için okula götürülmeyen ve bazen kaydı silinen çocuklar için geçici bir çözüm olabilir. Ancak bu durum sonrasında daha büyük sorunları da beraberinde getirecektir. Disiplin Çok Önemli Disiplin kelimesi ilk başlarda korkutucu gelse de her çocuk üzerinde uygulanması gereken bir eğitim şeklidir. Disiplin kelimesinden kastımız baskı ve otorite değildir. Mutlak bir düzendir. Çocuğunuzu okul öncesinde bir disiplin ile yetiştirmek oldukça önemlidir. Sorunları konuşarak halletmek, onun fikirlerini almak ve onu dinlemek üzerine kurulmuş bir disiplin, okul çağında yaşanabilecek sorunların önüne geçmektedir. Özellikle ağlayarak her istediğini yaptıran çocuklar, televizyon ve bilyisayara bağımlı yetişmiş, arkadaş ilişkileri iyi olmayan ve evde ailevi problemleri olan çocuklar okula gitmek istemezler. Bu nedenle okul öncesinde çocuğu bir düzen üzerine kurulmuş disiplin ile yetiştirmek tüm bu sorunların oluşmasında bir engel olacaktır. Rüşvet Değil Ödül Verin Okula gitmemekte ısrarcı olan çocuklarınıza okula gitmeleri için sık sık ödül vermeyin. Çocuk zamanla bu durumu lehine kullanacaktır. Bir süre sonra okula gittiği için sık sık ödüllendirilen çocuk, istediklerinin yapılması için okula gitmesinin yeterli olacağı düşüncesine kapılır. Uzmanlarca sık sık uyarılan ebeveynler, ceza ve ödül uygulamasını sık sık kullanmamalılardır. Sık sık ödül verilmesi çocukta “rüşvet” algısı oluşturabileceği gibi aynı zamanda çok fazla ceza uygulaması ise baskıcı bir algı oluşturacaktır. Ebeveyne Düşen Görevler Çocuk üzerinde baskıcı bir tavır uygulamamalı, aksine çocuğu okula özendirecek konuşmalar yapması önerilmektedir. Başlangıç döneminde sizinde yaşadığınız kaygıları ve nasıl üstesinden geldiğiniz konusunda örnekler verin. Sabırlı davranın ve kesinlikle bağırmayın. Kendi okul fotoğraflarınızı gösterin ve okulun güzelliklerinden bahsedin. Okul bitiminde onu almaya geleceğinizi mutlaka belirtin. Çocuğunuz okulda yokken evde neler yapacağınız hakkında onu bilgilendirin. Ancak onun imreneceği ve sizinle birlikte olmak isteceği örnekler vermekten kaçının. Birlikte okul alışverişine çıkın. Lazım olan defter, kitap ve kalem alışverişini onun şeçimleri ve istekleri doğrultusunda yapmaya özen gösterin. Çeşitli hastalık bahaneleri ile okula gitmek istemediğinde evde çok televizyon izleme ve oyun oynama sürelerini kısıtlayın. Böylece evde olmanın daha sıkıcı, okulun ise daha eğlenceli olduğunu kavramasını sağlayın. Önerilen İçerik; Okul Başarısını Arttıran 8 Besin / Sosyal Fayda Okul dönemine yeniden başlamak ve okula gitmek birçok çocuk için eğlenceli ve heyecan vericidir. Bazı çocuklar uyum sürecinde zorluk yaşamazken, bazı çocuklarda bu durum yoğun korku ve kaygı yaratabilir. Özellikle anaokulu ve ilkokula başlayacak çocuklar için aileden uzun süreli olarak ilk ayrılığı ve dış dünyayla ilk karşılaşma dönemi olması açısından oldukça kritik... Literatürde okul fobisi, okul reddi ve okul korkusu aynı anlamda kullanılmaktadır ve çocuğun okuldan korkmasından ziyade bağlı olduğu kişiden ve güven duyduğu ortamdan uzak kalmaktan korkması şeklinde açıklanır. Okul reddi davranışı çocuğun okula gitmek istememesi ve/veya bir okul günü boyunca okulda kalmakta zorluk yaşaması şeklinde tanımlanır. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Ece Eryılmaz’la okul korkusu hakkında konuştuk. ALTINDA YATAN TEMEL MESELE AYRILMA KAYGISI’ Okula ilk defa gidecek çocukların adaptasyon döneminde yaşadıkları zorluk okul fobisi midir? Okula yeni başlayan bir çocuğun, okulun ilk birkaç günü sıkıntı yaşaması ve/veya ağlaması normaldir. Çocukların okul hayatının herhangi bir döneminde okul korkusu ortaya çıkabilir. Araştırmalar, çocuk ve ergenlerin yüzde 5-28’inin okul hayatının bir döneminde okul fobisi yaşadığını belirtmektedir. Tüm okul çağındaki çocuklar için okul fobisi yaygınlığı yüzde 1 ile yüzde 5’tir. Özellikle ilkokul 5-7 ve ortaokul dönemlerinde 10-14 yeni bir başlangıç yapılacağından dolayı, daha sıklıkla görülebilir. Okula gitmek istemeyen çocukların ebeveyni de kaygı yaşayabilir ve bu durumla nasıl baş edeceklerini bilemeyebilirler. Okul fobisinin altında yatan temel mesele ayrılma kaygısı’dır. Özellikle anaokuluna ve ilkokula başlayan çocukların okula gitmek istememesinin sebebi çocuk ve anne arasındaki aşırı bağımlı ilişki ve çocuğun anneden ayrılmak istememesidir. Bu durum, genellikle çocuk okula başlayıncaya kadar aile tarafından fark edilmeyebilir. Çocuk, okula başladığında hayatında ilk kez annesinden ayrı kalması ve dış dünyada ilk kez yalnız başına olması sebebiyle kaygılanır. Yabancı ve kendisini güvende hissetmediği bir ortamda olması ona tehdit edici ve tehlikeli görünür. Yaşadığı yoğun kaygı ve korku nedeniyle okula gitmek istemez. Okul fobisi, sadece çocuğun okula başladığı süreçte değil, ileriki süreçlerde de ortaya çıkan bir durum olabilir. Bu durum, her yaş grubunda görülebilir. Okul fobisinin ebeveyn tutumuyla nasıl bir ilgisi var? Ülkemizde okul fobisi olan çocuklar ve ebeveynleriyle yapılan bir çalış- mada, okul fobisi olan birçok çocuğun kaygılı ebeveynlere sahip oldukları görülmüştür. Çalışmalar aile içinde yaşanan evlilik sorunlarının ve eşler arasındaki iletişim kopukluklarının da çocuğun okul fobisi yaşaması üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurgulamaktadır. Bu aile ortamında yetişen çocuklar, okuldayken kendilerinin ya da ailenin diğer üyelerinin özellikle annenin başına bir şey geleceği korkusunu yaşayabilirler. Anne-baba arasında yaşanan gerginlikler, anne-babanın mükemmeliyetçi tutumları ve çocuktan yüksek akademik başarı beklentileri, çocuğun fiziksel ya da duygusal istismara maruz kalması, kaza, hastalık veya bir ameliyat nedeniyle okula gidememe, aile üyelerinden birinin hastalığı veya kaybı, sosyo-ekonomik değişimler, boşanma, öğretmenle yaşanan sorunlar, kardeş doğumu, okulda öğretmen tarafından fiziksel ya da ruhsal olarak istismara uğrama, ağır ev ödevleri, okul değişikliği, okuldaki diğer çocuklarla yaşanan zorluklar vb. daha sonraki dönemlerde gelişen okul fobisini tetikleyen etkenler olabilir. Öğrenme ve konuşma bozuklukları da çocukların okula gitmeyi reddetmesinin nedenlerinden olabilir. Ergenlik döneminde görülen okul reddi üzerine yapılan çalış- malarda, bu davranışın temelinde ergenlerin akademik ve sosyal alanlarda yaşadıkları yetersizlikler olduğu belirtilmektedir. OKUL FOBİSİ OLAN ÇOCUKLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ 1. Çocuk uzun süre okula gitmeyi reddeder ve yaşadığı devamsızlıklar nedeniyle aileden ve okuldan tepki alır. Sonuçta okula gitmekte yaşadığı zorluk artar. 2. Okula gitmekle ilgili yoğun kaygı yaşayan çocuk, okula gitme zamanı geldiğinde aşırı korku, mutsuzluk, öfke patlamaları gibi duyguları yoğun yaşayabilir. Bunun yanı sıra kusma, karın ağrısı, mide bulantısı, kalp çarpıntısı, terleme, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma gibi fiziksel temeli olmayan psikosomatik belirtiler gösterebilir. Çocuk uyandığı anda anne-babasına kendini iyi hissetmediğini, hasta olduğunu belirtebilir ve sıklıkla bu nedenlerden dolayı okula gitmek istemediğini, evde kalıp kalamayacağını sorar. 3. Okul zamanında okula gitmek yerine ebeveyn ya da diğer bakım verenlerin bilgisi dahilinde evde kalmayı tercih eder. 4. Uyku düzensizliği, iştahsızlık, huzursuzluk, sinirlilik, utangaçlık, içe kapanma,ve okul etkinliklerine ilgisizlik görülebilir. 'AİLE VE ÖĞRETMEN İŞBİRLİĞİ YAPMALI' Aile, öğretmen ve okul yönetiminin işbirliği içinde olmalıdır. Çocuk okula gitmeyip evde kaldığında, ailenin evdeki ortamı cazip kılmaması önemlidir. Çocuk okula gitmediğinde o günü annesiyle birlikte televizyon seyrederek geçirirse, davranışı ödüllendirilmiş olacağından diğer günler de okula gitmek istemeyecektir. Çocu- ğun sürece uyum sağlayabilmesi adına ilk günler annesi ya da ona bakım veren kişi tarafından 1 saat bile olsa okula götürülmesi, sınıfa girmese bile okul bahçesinde annesiyle durması önemlidir. Daha sonra okulda kalma süresinin uzatılması ve teneffüste arkadaşlarıyla oyun oynaması sağlanabilir. Aşamalı şekilde sınıfa geçişi ebeveyn ve öğretmen tarafından sağlanmalıdır. 'KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMESİ SAĞLANMALI' Çocuğa kızmak, ceza vermek işe yarar mı? Okula gitmiyor diye çocuğu aşağılamak, eleştirmek, dövmek, kızmak ya da suçlamak kaygısının artmasına sebep olacaktır. Yapılacak ilk ve en iyi müdahale anne-babanın anlayışlı, sabırlı, kararlı ve net olmaları, güven vermeleridir. Çocuğu okula gitme konusunda zorlamamaları ancak teş- vik etmeleri çok önemlidir. Öğretmenin de çocuğu yargılamaması ve cesaretlendirici olması önemlidir. Ebeveynlerin, öğretmen ve okul yönetimiyle işbirliği yapması ve çocuğun okulda kendini güvende hissedebilmesinin sağlanması gereklidir. Ebeveynlerin evde okul hakkında olumlu konuşmalar yapması hatta kendi olumlu okula başlama anılarını paylaş- maları çocuğu rahatlatacaktır. Son olarak... Unutmayın, kaygı bulaşıcıdır! Siz ne kadar kaygılıysanız bunu sözel olarak çocuğunuza belirtmeseniz bile o sizin beden dilinizden ve ses tonunuzdan anlayacak ve ortada gerçekten kaygılanması gereken bir durum varmış gibi algılayacaktır. Tüm aile bireylerinin okula gitmesi konusunda çocuğu zorlamaması ancak kararlı ve tutarlı olması ve neden okula gitmesi gerektiğini anlatması önemlidir. Ebeveynlerin bunları yapmasına rağmen çocuk hâlâ okula gitmek istemiyorsa vakit kaybedilmeden bir uzmandan destek almaları gereklidir. Özellikle ilkokula ya da ana sınıfına başlayan çocuklar ve aileleri için yeni bir o kadar da zorlayıcı bir dönem başlıyor. Çünkü çocuklar ilk defa anne ve babalarından uzun süreli ayrı kalacaklar ve bu dönemde doğru yaklaşım çok önemli. Çünkü çocuğunuzda oluşabilecek okul reddinin nedeni siz olabilirsiniz… Çocuklarda görülen okul korkusu ve bu korkuyu yenme konusunda ailelere düşen görevleri Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Asya Armağan’la konuştuk… Okul, çocuklar için toplumsallaşmanın ilk adımıdır. Okula başlamak çocuğun gelişiminde yeni ve her yeni şey gibi kaygı uyandıran bir aşamadır. Okula yeni başlayan çocuklar için anne babalarından ayrılmak, yeni bir sosyal ortama uyum sağlamak, kurallara uymak, sorumluluk alabilmek, sosyal ilişkiler kurmak, ihtiyaçlarını ifade edebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Özellikle, ebeveynleri tarafından aşırı korunan, kural konmayan, duygusal olarak yaşının olgunluğuna ulaşamamış çocuklar için bu daha da zordur. Okul eğitimine katılabilmeleri için çocukların kendilerine güven duymaları, öz bakım becerilerini kazanmış olmaları, problemlerle baş edebilme güçlerinin gelişmiş olması ve zihinsel becerilerde gerekli olgunluğa ulaşmaları gerekir. Çocukların bu olgunluğa erişmeleri genellikle altı yılı bulur. Dolayısıyla çocukların, fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal açıdan eğitime katılabilecekleri aşamaya geldikleri altı yaşından 72 ay itibaren okula başlamaları uygundur. Okula hazır olmaları için gereken donanımlara sahip olan çocuklar için bile okula uyum sağlamak ve alışmak zaman alabilir. İlk kez okula giden çocuklar, ailelerinden ayrılarak yabancı bir ortama girdiklerinde, yabancı ortamı tanıyıp arkadaşlar edininceye kadar bazı uyum sorunları yaşayabilirler. Bu uyum sorunları okula gitmeyi reddetme düzeyinde değildir. Bu alışma döneminde aileler çocuklarına güven vermeli ve destek olmalıdırlar. Birçok çocuk yeni ortama, kurallara, akademik ve sosyal beklentilere uyum sağlayarak bu süreci sağlıklı bir şekilde tamamlar. Ancak bazen okul, çocuk için kaçınmak istediği bir yer haline gelebilir. Okul hayatı boyunca her çocuğun, değişik gerekçelerle okula gitmek istemediği zamanlar olabilir. Bu olağan karşılanabilir. Ancak çocuğun okula gitme konusunda sürekli sorun yaşaması, okula gitmemek için sürekli kendini hasta hissettiğini söylemesi, okula gitmek konusunda yoğun bir kaygı yaşaması anne baba için dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Okul Reddinin Belirtileri… Okul reddi, çeşitli kaygılar nedeni ile çocuğun okula gitmeyi reddetmesidir. Okul reddi okul hayatının her döneminde ortaya çıkabileceği gibi, geçiş dönemlerinde, yani okula başlama ve 10-11 yaş dönemlerinde daha sık karşımıza çıkar. Okul reddi olan çocuklar, okulda anne veya babalarından ayrıldıklarında nedenini bilmedikleri büyük bir kaygı yaşarlar, korkarlar. Bu nedenle de okulda durmak istemezler, buna zorlandıklarında ağlama krizleri, öfke nöbetleri ve fiziksel bir hastalığı düşündürecek karın ağrısı, bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Geceleri uykuya dalmakta güçlük çekebilirler, karanlıktan ve yalnız uyumaktan korkabilirler. Yapılan muayene ve incelemelerde ise genellikle bu belirtileri açıklayacak bir fiziksel hastalık saptanmaz. Okulda yoğun bir kaygı ve korku yaşayan çocuk okula gitmediği zaman veya hafta sonları oldukça rahattır. Pazar günü akşamdan itibaren veya pazartesi sabah bu belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Çocuk neden okula gitmediğini tam olarak açıklayamasa da içinde bir korku olduğunu, ağlama hissi geldiğini söyleyebilir. Bazen çocuklar okula gitmemek için “öğretmen kızıyor”, “arkadaşlarım benimle oynamıyorlar” gibi gerekçeler öne sürebilirler. Okul Reddinin Nedeni Çocuğunuzla İlişkiniz Olabilir! Okul reddinin temelinde çocuğun annesinden ayrılarak bağımsızlaşamaması nedeniyle yaşadığı güvensizlik yatar. Yaşanan okul korkusu aslında çocuğun annesinden ayrılma korkusudur. Aile bireyleri arasında genellikle bağımlı ilişki gözlenir. Her birey, ötekine veya kendisine bir şey olacağı yönünde kaygı taşır. Çocuğa bir şey olur korkusu ile çocuğun kendi başına bir şey yapmasına izin vermezler. Böyle bir ortamda yetişen çocuk okula başladığında kendisini yapayalnız ve güvensiz hisseder. Okul ortamının gerektirdiği akademik ve sosyal beklentileri yeterince iyi karşılayamayacağını düşünen bir çocuk için okula gitmek oldukça kaygı verici bir deneyim olabilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluk ve çatışmalar çocuğun okula gitmek istememesine neden olabilir. Eğer çocuk ev yaşamına ilişkin güvensizlik duyuyorsa, okulda olduğu zaman içinde, evde olanları ve aile bireylerini merak ettiği için okula uyum sağlamakta zorlanabilir. Boşanma, yeni bir kardeşin doğması, yeni bir eve taşınılması, aile bireylerinden birisinin ölümü veya uzun süre hasta olması gibi olaylar çocuğun yaşadığı kaygıları artıracağı için okul reddine neden olabilir. Aynı şekilde, arkadaşları tarafından rahatsız edilmek, aşırı rekabete ve başarıya odaklı bir sınıf ortamında bulunmak, ders başarısının düşük olması, sosyal etkinliklerde geri planda kalmak, okulun kurallarına uymakta zorlanmak, çocuk için okulu ciddi bir endişe kaynağı haline getirebilir. Çocuğunuz Okula Gitmeyi Reddediyorsa… Okul reddi ile karşılaşıldığında çocuğu kaygılandıran ve rahatsız eden sorunun kaynağı dikkatlice araştırılmalıdır. Çocuğun kendisini endişelendiren durum hakkında konuşmasına fırsat vermek, sorunun nedenlerini anlamaya çalışmak doğru çözümü bulmak için gereklidir. Okula gitmediği için çocuğu suçlamamak, bu sıkıntılı durumun geçici olduğunu, başka çocuklarda da görülebildiğini ve iyileştirilebildiğini anlatmak çocukla güvenli bir işbirliği kurulması açısından yararlı olacaktır. Okul reddi ile baş edebilmek için çocuğun okula devamı sağlanmalıdır. Uzun süreli ve şiddetli okul reddi durumlarında yardım için aile bir uzmana başvurmalıdır. Tedavide aile, öğretmen ve okul çalışanlarının işbirliği önemlidir.

12 sınıfım okula gitmek istemiyorum